KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/10682 E., 2012/18367 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma
Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 09/07/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet yokluğundan reddine dair verilen 26/05/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle taşınmazlarının maddî zarara uğradığını, bu tür zararların tespiti amacı ile kurulan komisyona davalının başvurarak sahibi olduğu taşınmazları kendi adına tespit ettirdiğini, hak sahibi olduğu miktarın davalıya ödendiğini, ayrıca bu taşınmazlara davalının haksız el attığını belirterek, el atmasının önlenmesi ve hakkı olan paranın tarafına ödenmesini talep etmiş, yargılamanın devamı esnasında ise, sadece terör tazminatı kapsamında davalıya ödenen miktarın iadesini istemiştir.
Davalı, taşınmazların davacının babası ile kendi babasına ait olduğunu, taşınmazlarda davacı ne kadar hak sahibi ise kendisininde o kadar hak sahibi olduğunu, taşınmazlarda hayvancılık yaptığını, isterse davacının da köye gelip taşınmazları kullanabileceğini, engel çıkarmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında tespit edilen zararların ödenmesi istemi ile açılan davaların ilgili idareye husumet yöneltilmek suretiyle açılması gerektiği belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan taşınmazların kendisine ait olmasına rağmen, davalının görevli idari merciye başvurup yanlış bilgi vererek maddi zarara uğrayan taşınmazları kendisine ait gibi gösterdiğini, bunun üzerine 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan ödemenin hakkı olmadığı halde davalıya yapıldığını ileri sürerek haksız fiil faili olan davalıdan bu ödemenin iadesini istemiştir.
Mahkemenin ret kararına gerekçe gösterdiği 5233 sayılı Yasa ise, terör veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsamakta olup, bu yasa kapsamında idare tarafından tanzim edilen sulhname tasarısının kabul edilmemesi durumunda kişilerin idare ile arasındaki
uyuşmazlığı yargıya götürme hakları bulunmaktadır. Somut olayda, 5233 sayılı Yasadan yararlanmak için idareye herhangi bir müracaatı olmayan davacı, eldeki dosya ile haksız eylem sonucu 5233 sayılı Yasa'dan yararlanarak kendisini zarara uğratan davalıdan haksız elde ettiği paranın iadesini istemektedir. O halde, işin esasına girilerek davalıya, 5233 sayılı Yasa kapsamında zarar gördüğü tespit olunan taşınmazlardan dolayı ödeme yapılıp yapılmadığı, hakkında ödeme yapılan taşınmazlarda davacının hak sahibi olup olmadığı araştırılarak varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/10682, K. 2012/18367, 3 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama