KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/10850 E., 2012/13206 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ... vd. aleyhine 15/02/2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 13/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, BK 'nun 18. maddesine dayalı muvazaa nedeniyle satış işleminin iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı ... ... ile müvekkilinin evli olup, taraflar arasında boşanma davası bulunduğunu, diğer davalı ... ... ile davalı ... ..., Datça ilçesinde hemen hemen herkesçe bilindiği üzere uzunca bir süre gayrimeşru olarak birlikte yaşadıklarını, davalı ... ... diğer davalı ... ... ile birlikte yaşamaya başladıktan sonra müvekkilini zarara uğratmaya, müvekkili ile evlilikleri sona erdiğinde tasfiyeye tabi tutulacak mal varlığını elden çıkarmaya başladığını, bu kapsamda evlilik birliği içinde edinilmiş bulunan, dükkan vasfındaki taşınmazı diğer davalı ... ...'a tapuda satış göstermek suretiyle muvazaalı olarak devrettiğini,
davalıların gayrimeşru ilişkisi sosyal ekonomik durumları değerlendirildiğinde bunun gerçek bir satış olmayıp muvazaalı olduğunu beyan ederek muvazaa nedeniyle satış işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ise, davacı tarafından iptali istenen taşınmaz satışının gerçek olduğunu ileri sürerek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, davanın esasını muris muvazaasının oluşturduğu, davacının davalı ... ...'a mirasçı olup olmayacağının henüz belli olmadığı, ... ...'ın ölümünden sonra davacının, davalı ... ...'a mirasçı olabileceği, bu nedenle davanın zamansız açıldığı, ayrıca tapu iptal ve tescil davalarının malike karşı açılabileceği, bu davanın da sadece malik ... ...'a karşı açılması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Gerek dava dilekçesi ve gerekse dosyadaki deliller nazara alındığında davacının, Borçlar Yasası'nın 18. maddesinde düzenlenmiş bulunan dava konusu satış işleminin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı satışın iptalini istediği anlaşılmaktadır. Kural olarak üçüncü kişiler (olayımızda davacı) muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü, danışıklı olan bir hukuki işlem ile üçüncü kişinin zarara uğratılması ona karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Şu durumda uyuşmazlığın, BK'nun 18. maddesi hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerekir.
O halde somut olayda, iddia ve savunma doğrultusunda gösterilen tüm deliller toplanmalı, davalılar arasındaki satış işleminin danışıklı olup-olmadığı konusu araştırılmalı; sonucuna göre karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeden, yerinde görülmeyen yazılı gerekçeyle, istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/10850, K. 2012/13206, 20 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama