KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/10876 E., 2012/18133 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
641 kelime·3 dk okuma
Davacı ... tarafından, davalı ... vd. aleyhine 22/08/2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/04/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece maddi tazminatın reddine ve manevi tazminatın ise bir bölümünün kabulüne karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılar tarafından haksız olarak şikayet edildiğini, ceza mahkemesinde açılan davadan beraat ettiğini, yerleşim yerinin küçük olması nedeniyle köy halkınca kendisine bu olay yüzünden hırsız gözüyle bakıldığını bu yüzden kişilik haklarının zarar gördüğünü ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar yasal şikayet haklarını kullandıklarını, davacının beyan ettiği gibi kendisini hırsızlık suçuyla suçlamadıklarını, jandarmaya şikayette bulunduklarında jandarmanın şüphe üzerine parmak izi aldığını kendilerinin de parmak izi kime aitse ondan şikayetçi olduklarını, davacıya suç isnatlarının olmadığını beyanla davanın reddini istemişlerdir.
Yerel mahkemece, davacının, tanık beyanlarından ve diğer delillerden çalışmasına mani bir durumun olmadığı benimsenmiş, bu nedenle maddi tazminatın reddine karar verilmiştir. Ceza dosyasında, davacının üzerine atılı suçlama dolayısıyla müşteki olan davalıların beyanları dışında davacıyı suçlayacak başkaca bir delil elde edilemediğinden beraat kararı verildiği, davalıların davacının ismini vererek davacı hakkında suçlamada bulundukları, davalılar, cevap dilekçesinde jandarmanın tutanağı imzalayın demesi üzerine imzaladıklarını, okuma yazması olmayan cahil kişiler olduklarını beyan etmişlerse de aynı beyanları Savcı huzurunda ve mahkemede de tekrar ettikleri gerekçesi ile manevi tazminatın bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
-/- -2- 2012/10876-2012/18133
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz.
Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir.
Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olaya gelince, davalılar yasal şikayet haklarını kullanmışlardır. Davacı ile öncesine dair düşmanlıkları da bulunmamaktadır. Şikayeti kasten yaptıklarına dair bir iddia ileri sürülmemiş olup davacı delil yetersizliğinden beraat ettiğine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Belirtilen nedenlerle davalıların şikayet hakkını yasal sınırlar içinde kalarak kullandığı anlaşıldığından davanın tümden reddi gerekir. Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan davalıların tazminatla sorumlu tutulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/10876, K. 2012/18133, 28 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama