KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/11358 E., 2013/10599 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 01/06/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları ile reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız ihtiyati tedbir kararından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında davaya konu taşınmaz tapu kayıtlarına ihtiyaten tedbir şerhi koyulduğu için, taşınmazı dava dışı üçüncü şahsa haricen sattığı halde, resmi satışını yaparak devri gerçekleştiremediğini, aralarındaki sözleşme gereği de cezai şart olarak kararlaştırılan bedeli ödemek zorunda kaldığını beyanla, oluşan maddi ve manevi zararının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacı ve dava dışı üçüncü şahıs arasındaki sözleşmenin adi yazılı şekilde olduğunu, muvazalı olarak her zaman düzenlenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ihtiyati tedbir kararının dayanağı olan tapu iptali ve tescil davasının reddedildiği, bu kararın da Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; muvazaa kısaca irade ve beyan arasında bilerek oluşturulan uyumsuzluk şeklinde tanımlanabilir. Muvazaada taraflar üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş oluşturmak için anlaşarak, bazan aslında bir sözleşme yapma iradesi taşımadıkları halde görünüşte bir sözleşme yapmakta veya gerçek iradelerine uygun olarak yaptıkları sözleşmeyi iradelerine uymayan görünüşteki bir sözleşme ile gizlemektedirler.
Davaya konu olayda; tapu iptali ve tescil davasının açılış tarihi 15.10.2008, taşınmazın dava dışı ... tarafından davacı ...'a devir tarihi 22/10/2008'dir. Aynı taşınmazın davacı ... tarafından dava dışı ...'e devredileceğine dair düzenlenen sözleşme ise 30/10/2008 tarihlidir.
Bu sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin adi yazılı olarak düzenlendiği, taraflar arasındaki satışın tapu sicil müdürlüğünde resmen gerçekleştirilerek sicil kayıtlarına tescilinin de 30/11/2008 tarihi olarak kararlaştırıldığı, ilaveten taraflardan herhangi biri satıştan caydığı takdirde karşı tarafa zarar-ziyan ve şartlı ceza olarak 25.000,00 TL ödemeyi beyan ve taahhüt eder, şeklinde cezai şart getirildiği ve sözleşmenin alt kısmına el yazısı ile "tapudaki tedbir kalkmadığından tapumu alamadım, sözleşme gereği cayma bedeli olan 25.000,00 TL parayı da aldım" şeklinde not düşülerek taraflarınca imzalandığı anlaşılmaktadır.
Taşınmazın el değiştirme ve devrine dair tüm tarih silsilesi ve dosya safahatı birlikte değerlendirildiğinde; adi yazılı sözleşmenin niteliği gereği herhangi bir resmi makam ya da merci onayı ya da düzenlemesine ihtiyaç olmaksızın tarafların serbest iradesiyle ve her zaman düzenlenebilir mahiyette olması da dikkate alındığında, davacı ve dava dışı alıcı arasında düzenlenen 30/10/2008 tarihli sözleşme ve ödeme kaydının muvazalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan; yapılan sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi, davacı iradi olarak taşınmazı devirden vazgeçmemiş, hukuki imkansızlık nedeni ile tapuda devir gerçekleşmemiştir, kaldı ki yukarıda açıklanan tapu iptali ve tescil davası reddedildikten sonra, davacının edimini yerine getirmesine hukuki bir engel de kalmamıştır.
Bu durumda, açılan davanın belirtilen nedenlerle reddi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/11358, K. 2013/10599, 4 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama