KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/15839 E., 2012/16598 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı T.C. ... aleyhine 19/12/2011 gününde verilen dilekçe ile hekim hatası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin yargı yolu yönünden görevsizliğine dair verilen 27/04/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre
davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, davacının davalı idareye bağlı hastanede yapılan tedavisindeki ihmal ve kusur nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ve davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmiştir. Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3/1. fıkrasının 1. cümlesi ile, “Her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukuk mahkemeleri bakar…” hükmü getirilmiş ise de, bu cümle ve fıkranın ikinci ve üçüncü cümleleri, Anayasa Mahkemesi’nin 16.02.2012 gün ve 2011/35 esas ve 2012/ 23 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Dolayısıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde, davalı ... aleyhine açılan eldeki bu davada, mahkeme, yargı yolu bakımından görevsiz olup idari yargı görevlidir. Görev ve yargı yolu kamu düzenine ilişkin olup dava tarihindeki yasal düzenlemenin adli yargı yolunu işaret etmesi, davacı yararına usulü kazanılmış hak doğurmaz. Yargı yolunun caiz olması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-b maddesi uyarınca dava şartlarından olduğundan her aşamada re’sen nazara alınması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115/1. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını, her zaman ileri sürebilirler” denilmektedir. Şu durumda yerel mahkemece, yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya uygundur. Ancak. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Davacı, eldeki bu davayı, 19.12.2011 günü, yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca adli yargı yerinde açmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ise 16.02.2012
-/-
-2- 2012/15839-2012/16598
tarihli olup 19.05.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Şu durumda; yerel mahkemece, eldeki bu davanın, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesine göre 19.12.2011 günü, adli yargı yerinde açıldığı ve bu madde hükmünün daha sonra Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sebebiyle mahkemenin görevsiz hale geldiği ve yargı yolunun caiz olmamasına davacı tarafça sebebiyet verilmediği gözetilmeksizin, davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/15839, K. 2012/16598, 9 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama