KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/15981 E., 2012/17470 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vd. aleyhine 21/07/2004 gününde verilen dilekçe ile tasarrufun iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01/12/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ...'ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı ...'ın diğer temyiz itirazına gelince; dava, muvazaaya (BK 18. madde) dayalı tasarrufun iptali davasıdır. Yerel mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, karar, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratılanlar, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü, danışıklı olan bir hukuki işlem haksız eylem niteliğindedir. Ancak muvazaalı muamele (danışıklı işlem) ile hakkın zarar gördüğünün benimsenebilmesi için danışıklı işlemde bulunandan bir alacağın var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı işlemin yapılması gerekir.
Somut olayda; davalı ... ile davacı ... 'ın evli olduğu, taraflar arasındaki boşanma davası devam ederken davalı eş ...'ın 3602 ada 3 parseldeki 36/2400 hisseyi diğer davalı ...'ya satarak devrettiği anlaşılmaktadır. Kesinleşen boşanma davasında da davacı yararına maddi ve manevi tazminata karar verilmiştir. Davacının bu davadaki amacı muaccel alacağını tahsil edebilmek için hukuki muamelenin kendisi yönünden geçersizliğini sağlamaktır.
Davacının bu hakkı, ayni değil kişisel bir hak olması itibariyle kişisel bir sonuç doğurur.
Davacının iddiasının kanıtlanması durumunda iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsilini sağlamaya yönelik bulunduğu da gözetilerek, taşınmazın ayni ile ilgili bulunan tapunun iptaline değil (olayda kıyasen uygulanması gereken İİK’nun 283/1. maddesi uyarınca) iptal ve tescil olmaksızın başka bir olgu veya kararla alacağı kesinleşen davacının bu hakkından dolayı taşınmazın haciz ve satışına karar verilebilecektir. Bu davanın amacı da budur.
Şu halde mahkemece taraflar arasındaki alacak davasında ortaya çıkacak miktara göre alacağın tahsiline imkan verecek ölçüde haciz ve satış imkanı sağlanmasına yönelik hüküm kurulmalıdır. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK 438. maddesi uyarınca karar düzeltilerek onanmalıdır.
-/- -2- 2012/15981-2012/17470
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/15981, K. 2012/17470, 21 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama