KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/4547 E., 2012/13038 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
261 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 25/05/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 02/02/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava; kasten yaralama nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararının ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu 60/1 maddesinde zamanaşımı süresinin fiile ve faile ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl ve her halükarda 10 yıllık süreye tabi olduğu, ayrıca tazminata konu eylemin suç teşkil etmesi durumunda aynı yasanın 60/2 maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin ceza zamanaşımı süresi olacağı belirtilmiştir.
Davaya konu etkili eylem, 27/11/2003 tarihinde gerçekleşmiş, davalı hakkında açılan kamu davasında verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar derecattan geçmek suretiyle 24/3/2011 tarihinde kesinleşmiş, eldeki dava ise 25/5/2011 tarihinde açılmıştır. Davacı ceza davasına müdahil olmuş, netice kararda davacının şahsi hakları saklı tutulmuştur.
Ceza davası devam ederken zamanaşımının işlemeyeceği Hukuk Genel Kurulu Kararları ile istikrar kazanmıştır. Ceza davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık sürede eldeki tazminat davası açıldığından davanın süresinde açıldığının kabulü gerekir. Yerel mahkemece, işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/4547, K. 2012/13038, 19 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama