KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/4569 E., 2012/7397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
272 kelime·1 dk okuma
Davacı ... (kendisine asaleten ...'a velayeten) vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 12/07/2007 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu desteğin ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18/01/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası sonucu desteğin ölümü nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davalı sürücünün tam kusurlu olduğu benimsenerek istem aynen kabul edilmiş; karar, davalı ... tarafından temyiz olunmuştur.
Davalı ... hakkında, dava konusu olay nedeniyle ceza davası açıldığı, Manavgat Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/49 Esas ve 2009/8 Karar sayılı ceza dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalı-sanık sürücünün asli, davacının da tali oranda kusurlu olduklarının bildirildiği ve ceza mahkemesince, davalı-sanığın asli oranda kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz incelemesinde olup henüz kesinleşmediği ve bu aşamada ceza yargılamasının henüz sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular ile bağlıdır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza mahkemesindeki davanın sonucu ve kararın kesinleşmesi beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/4569, K. 2012/7397, 26 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama