KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/5557 E., 2012/8922 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 01/06/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair verilen 24/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1)Davacının ...'na yönelik temyizi yönünden;
Dava kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin kamu görevlileri ile ilgili kurum aleyhine açtıkları tazminat davasıdır.
Yerel mahkemece; istemin zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edimiştir.
Davacı dava dilekçesinde; olay tarihinde davalı bakanlık çalışanı doktor tarafından ameliyat edildiğini, sonrasında bir ameliyat daha geçirmek zorunda kaldığını ve bu ameliyatlar sonucu maluliyetinin oluştuğunu belirterek davalı idareden maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğuna göre; istemin hizmet kusuruna dayandığı sonucuna varılmaktadır.
Hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davalı ... yönünden de işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2) Davacının doktor ...'a yönelik temyizi yönünden; davaya konu edilen olayda davalı doktorun ameliyatı gerçekleştiren kişi olduğu anlaşılmaktadır.
Davaya konu edilen olayda; davacı olay tarihinde davalı bakanlık çalışanı doktor tarafından ameliyat edildiğini, sonrasında bir ameliyat daha geçirmek zorunda kaldığını ve bu ameliyatlar sonucu maluliyetinin oluştuğunu belirterek davalı doktordan maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddeleri gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğine, kamu görevlisi hakkında adli yargı yerinde dava açılamayacağına göre; kamu görevlisi hakkında adli yargıda açılan tazminat davasında kast ve kusur aranmaksızın husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek, davalı doktor hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5.maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamaları ve Hukuk Genel Kurulu’nun 15/11/2000 gün ve E:2001/4-1650; 2000/1690, 26/09/2001 gün ve E.2001/4-595 K:2001/643, 29/03/2006 gün ve E.2006/4-86 K:2006/111; 17/10/2007 gün ve E:2007/4-640 K.2007/725; 31/10/2007 gün ve E:2007/4-800 K:2007/797; 20/02/2008 gün ve 2008/4-156 K:2008/140 sayılı ilamlarında aynı ilkenin benimsenmiş olmasına göre çoğunluğun görüşüne 2 nolu bent yönünden katılmıyorum. 24/05/2012
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/5557, K. 2012/8922, 21 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama