KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/5865 E., 2012/8726 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 07/02/2012 gün ve 2011/14957-2012/1589 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 2. ve 4/b-1. maddeleri gereğince takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine 17/05/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yeraltı suyunun çıkartılması nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
Mahkemece önce, E: 2004/969, K: 2006/113 sayılı kararla sebepsiz zenginleşmenin ispatlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Dairemizin 08/10/2007 tarih ve E: 2006/12502, K: 2007/11903 sayılı ilamıyla, “davalı, davaya konu eylemin davacı hazinenin izni ile yapıldığını kanıtlayamamıştır. Şu durumda zararın kapsamı belirlenmeli ve hüküm altına alınmalıdır.” denilerek yerel mahkemenin kararı bozulmuştur.
Yerel mahkeme, bozmaya uyarak bilirkişiden rapor almış, zararın 35.118,00 TL olduğu rapor edilmiştir.
Davacı, başlangıçta 10.000,00 TL üzerinden açtığı davasında, rapor sonucuna göre 11/01/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile netice-i talebini 35.118,00 TL’ye çıkarmıştır. Mahkeme de 06/05/2011 tarih E: 2008/165, K: 2011/215 sayılı kararıyla ıslah edilen miktarı hüküm altına alınmıştır. Dairemiz ikinci kez 07/02/2012 tarih ve E: 2011/14957, K: 2012/1589 sayılı ilamıyla, 1086 sayılı HUMK 84 ile 04/02/1948 tarih, E: 1944/10, K: 1948/3 sayılı İBK kararı uyarınca, bozma sonrası ıslah yapılamayacağı, ıslah edilen kısmın reddi gerektiğine temasla yerel mahkemenin kararını bozmuştur.
1086 sayılı HUMK 84, 6100 sayılı HMK 177/1’e göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Sayın çoğunluk anılan İBK karar nedeniyle bozma sonrası ıslah yapılamayacağından tashih-i karar talebini reddetmiştir.
Aşağıdaki gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum:
Islahla müddeabihin arttırılamayacağına ilişkin kanun hükmünün, anayasa mahkemesinin 21/01/2000 tarih ve ½ sayılı kararıyla iptal edilmesinden sonra anılan İBK’nın kapsamı ve şumulü yeniden değerlendirilmelidir.
Kanunda ıslahın tahkikatın hitamına kadar yapılabileceği açıkça belirtilmiştir. “Daha yeni ve dolaylı olarak ıslah kurumu ile ilgili İBK’da ise (İBK: 04/02/1959, 13/5; RG, 28/04/1959, 10193), bozmadan sonra bozma kararına uyulması ile davada yeniden tahkikata başlanılmış olacağı kabul edilmiştir.” (PEKCANITEZ, Prof. Dr. Hakan-ATALAY, Prof. Dr. Oğuz-ÖZEKES, Prof. Dr. Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2011, sh: 406)
Bu nedenle bozmadan sonra yeniden başlayan tahkikat safhasında ıslah mümkündür. Aynı görüş için bakınız: 1- KURU, Prof. Dr. Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul 2001, 4. cilt sh: 3979; 2- (KURU’dan naklen) ANSAY, Sabri Şakir, Hukuk Yargılama Usulleri, 6. baskı Ankara, sh: 184; 3- ÖNEN, Doç. Dr. Ergun, Medeni Yargılama Hukuku, Sevinç Matbaası, Ankara 1979, sh: 178; 4- YILMAZ, Prof. Dr. Ejder, Islah, Değiştirilmiş İkinci Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2010, sh: 485.
Ayrıca çoğunluk görüşüne dayanak yapılan İBK’ da, bozma kararı ile kazanılan usuli kazanılmış hakların ihlal edilmemesi gerektiğinden söz edilmiştir. Bozma kapsamı dışında bırakılan ve kesinleşen hususlarda ıslah yapılamayacağı kuşkusuzdur. Bozmanın konusunu oluşturan ve uyulmakla bozma doğrultusunda yeniden tahkikat gerektiren konularda ise hüküm aleyhine bozulan için, usuli kazanılmış haklardan söz edilemez.
Somut olayda birinci bozma, davanın reddinin doğru olmadığı yönündedir. Mahkeme de bozmaya uyarak yeniden tahkikata başlamış, bilirkişi raporuyla zararın kapsamını belirlemiştir. Dolayısıyla ıslahla davalının ihlal edilmiş bir usuli kazanılmış hakkı yoktur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/5865, K. 2012/8726, 17 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama