KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/5870 E., 2012/8811 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/09/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 14/02/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece; dava, zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalının yanında uzun süre çalıştıktan sonra ayrılarak kendi mimarlık ofisini kurduğunu, davalının kendisine rakip olmasını kabullenemeyerek hakkında çirkin ithamlar ve ifadeler içerir yazı hazırlayarak iş yaptığı kurumlara gönderdiğini öğrendiğini beyanla uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak reddini istemiştir.
Yerel mahkemece, davacının dava konusu yazı içeriğini 22.05.2009 günü öğrendiği, davanın ise 06.09.2010 günü açıldığı, öğrenme tarihi ile dava tarihi arasında 1 yıldan fazla süre geçmiş bulunduğu kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
BK’nın 60/2. maddesi gereğince, zarara yol açan eylemin aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu(uzamış) ceza zamanaşımı süresidir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalının davacının çalıştığı kurumlara davacı hakkında küçük düşürücü söz ve ithamlar içerir nitelikte belge gönderdiği anlaşılmaktadır. Davaya konu eylem 5237 sayılı TCY’nin 125. maddesinde düzenlenen “hakaret” suçunu oluşturabilecek nitelikte olup, olaya uygulanacak zamanaşımı süresinin belirlenmesinde ceza zamanaşımı süresine bakılmalıdır. Ayrıca ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için somut olay ile ilgili bir soruşturma yada kovuşturma açılmış bulunması da şart değildir.
Şu durumda davanın açıldığı günde olay tarihinden itibaren uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadığı açıkça anlaşılmakta olduğundan işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle istemin tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/5870, K. 2012/8811, 17 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama