KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/664 E., 2012/19928 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 22/01/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminatın reddine, manevi tazminatın kısmen kabulüne dair verilen 01/11/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet sebebi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı ve davacı vekilleri temyiz etmiştir.
Davacı, ... Kemik Hastanesinde Müdür olarak görev yaptığını, davalının aynı hastanede memur olarak çalıştığını, davalının verdiği şikayet dilekçeleri sonucunda hakkında tahkikata başlandığını, iddiaların asılsız olduğunun tespit edildiğini söyleyerek haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemiştir.
Davalı, yaptığı şikayetler sonucunda davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütüldüğünü, şikayet hakkını kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Eğridir Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada davacının, davalı ...'e küfür ettiğine dair emareler bulunsa da, yakıt alım ihalesindeki usulsüzlüklerle ilgili şikayeti yönünden zayıf ve dolaylı da olsa hiçbir delil bulunmadığından, davalının şikayeti haksız şikayet niteliğinde kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz.
Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir.
Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olayda davalının şikayet hakkını davacıyı zarara sokmak için kullandığının kabulü mümkün değildir. Davacı ...'ın davalıya küfür ve hakaret ettiği mahkemede dinlenen tanık beyanları ile sabittir. Eğridir Cumhuriyet Başsavcılığı davalının yolsuzluk yapıldığına dair şikayetleri doğrultusunda soruşturma başlatmıştır. Olayın anlatılan şekline göre davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulü doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/664, K. 2012/19928, 25 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama