KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/8439 E., 2012/10977 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı-karşı davalı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı-karşı davacı ... aleyhine 14/12/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/02/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre
davacı-karşı davalının tüm, davalı-karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının kendisini darp ettiğini ve dövdürdüğünü beyanla uğradığı zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, olayın meydana gelmesinde asıl sorumlunun davacı olduğunu, sürekli kendisini taciz ettiğini olay günü de otobüs durağında tacizine devam etmesi üzerine kendisinin davacıya tokat attığını, davacı kendisine saldırınca da çevredekilerin kurtarmak için yardıma geldiğini, kusursuz olduğunu beyanla davanın reddini savunmuş ayrıca karşı dava yoluyla uğradığı manevi zararın tazminini talep etmiştir.
Mahkemece açılan asıl dava ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda; tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, gelişimi davacının ağır tahriki ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında; davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazladır. Daha alt düzeyde bir miktarda manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 21/06/2012
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/8439, K. 2012/10977, 21 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama