KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2013/1124 E., 2013/3711 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vdl. vekili Avukat ...tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 17/02/2012 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 20/07/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılardan ...'na yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı gerçek kişilere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli hekim olan gerçek kişi davalıların, hatalı ameliyat eylemleri ile ölüme neden oldukları ileri sürülerek maddi tazminat isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece, davanın idari yargı yerinde açılması gerektiği belirtilerek yazılı biçimde görevsizlik kararı verilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir.
Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Mahkemece, gerçek kişi aleyhine açılan davada yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını da gerektirmediğinden; kararın, HUMK'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
3-Mahkemece, davalılar yararına maktu avukatlık ücreti takdir edilmiştir. Dava, 17/02/2012 tarihinde açılmış olup; dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 3. maddesi uyarınca mahkeme görevli bulunmaktadır. Yargılama aşamasında, Anayasa Mahkemesi'nin 16/02/2012 gün ve 2011/35-2012/23 sayılı kararı ile anılan madde iptal edilmiş ve iptal kararı 19/05/2012 tarih ve 28297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. İptal kararı sonrasında, Yasama Organı tarafından bir düzenleme yapılmamış
olup; görev konusunun re'sen gözönünde tutulması; ancak, dava tarihinde görevli yargı yerinde açılan davada; davalıların, avukatlık ücreti ile sorumlu tutulmamaları gerekir. Karar, açıklanan nedenle de yerinde görülmemiştir. Bu yanılgının giderilmesi ise,yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; kararın, HUMK'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle dairemiz kararının (2) nolu bendine katılmıyorum. 04/03/2013
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/1124, K. 2013/3711, 4 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama