KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2013/3384 E., 2014/596 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2014
- Mahkemesi
- Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 23/10/2012
- Numarası
- 2011/19-2012/597
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma
Davacı H.. Ö.. vekili Avukat T..Ç..tarafından, davalı K.. D.. aleyhine 11/01/2011 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/10/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı tarafından Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010/8841 soruşturma dosyasına sunulan şikayet dilekçesinde ve Fethiye 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/655 Esas sayılı dava dosyasına sunulan dava dilekçesinde şikayet hakkını ve yasal savunma sınırlarını aşan ifadeler ile kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek uğradığı zararın davalıya ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, sarf edilen söz ve iddiaların savunma için elzem olduğunu, davacının direkt olarak kişiliğinin hedef alınmadığını, her iki başvuru dilekçesinde de davacının hakaret saydığı hususların asla hakaret teşkil eden sözler olmayıp sadece durum tespitinden ibaret olduğunu ve savunma dokunulmazlığı sınırları içerisinde kalındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının şikayet hakkının kullanılmasında emareler mevcut ise de kullanılan bu cümlelerin şikayet hakkının sınırlarını aştığı, Anayasanın 38. maddesinde düzenlenen masumiyet karinesi de dikkate alındığında üslup ve öz biçim dengesini aştığı ve davacının kişisel haklarına saldırı olmaksızın da davalının bu iddialarını dilekçesinde ileri sürebileceği gerekçesiyle davacının kişisel haklarına saldırının varlığı kabul edilerek istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2001/8841 Esas sayılı soruşturma dosyasına ve Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilen Tapu İptal ve Tescil davasına konu dava dilekçesinde "...Şüpheliler, organize bir dolandırıcılık örgütünün tescilli elemanlarıdır..." ve "...Taşınmazın son maliki görünen D..T.Ticaret ve Sanayi A.Ş. ilçemizde pek meşhur olan Ö.. Ş.Grubu'na dahil bir şirkettir. Bu şirketin kanuni temsilcisi olan şüpheli A.B. H.. Ö.. isimli büyük patronun kayın biraderidir. Bu şirket istihdam ettiği dolandırıcılar vasıtasıyla arazi toplamaktadır.....Şüpheliler fikir ve eylem birliği içerisinde
hareket ederek, gözüne kestirdikleri yaşlı ve zayıf şahısları, zaaflarından bilistifade hile ile tuzağa düşürerek arazilerini kendi ellerine geçirmekte, kısa zaman aralıklarıyla paravan olarak kullandıkları şahıslara devirler yapmakta ve neticeden arazinin büyük patronun eline geçmesini sağlamaktadırlar..." iddia ve ifadelerine yer verildiği, davalı tarafından Savcılık makamına yapılan şikayet sonucunda şüpheliler hakkında Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/83 Esas sayılı dava dosyasında Nitelikli Dolandırıcılık suçlamasıyla ceza davasının açıldığının beyan edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından davaya konu iddialarla ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan Tapu İptal ve Tescil davasının akıbeti hakkında ise dosya kapsamından bilgi edinilememektedir.
Şu durumda; Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2001/8841 Esas sayılı soruşturma dosyasının ve Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilen Tapu İptal ve Tescil davasının sonucu araştırılarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/3384, K. 2014/596, 20 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama