KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2013/4620 E., 2013/8890 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 07/04/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/11/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan davalıların temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Davacının temyizi yönünden; kararın Sulh Hukuk Mahkemesince verilmiş olmasına göre davacı süreleri geçirdikten sonra temyiz ettiğinden temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2-Davalıların temyizine gelince; dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin kamu görevlileri aleyhine açtıkları tazminat davasıdır. Yerel Mahkemece istemin kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Eldeki dava; ingilizce öğretmeni olan davacı ile aynı okulda öğretmen olarak görev yapan davalıların, dava dışı okul müdürü ile birlikte hareket ederek davacıya mobbing uygulamaları, davacı hakkında yalan tanıklık yapmaları ve dedikodu çıkarmaları nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Adı geçen davalılar, kamu görevinin icrası sırasında yürüttükleri görev kapsamında yaptıkları eylemler nedeniyle dava edildiğine göre, Anayasa'nın 129/5 maddesi uyarınca kamu görevlisi durumundaki davalılara husumet yöneltilemez. Açıklanan nedenlerle adı geçen davalılar yönünden işin esasına girilerek karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle çoğunluğun bozma kararına (2) numaralı bent yönünden katılmıyorum. 15/05/2013
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/4620, K. 2013/8890, 15 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama