KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2013/9354 E., 2013/12131 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
372 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 07/02/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/09/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız fiil nedeniyle kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacının, sanık sıfatıyla yargılandığı Diyarbakır 6. Ağır Ceza mahkemesindeki dosyada yaptığı savunma sırasında mağdur avukatlarına yönelik beyanları nedeniyle, avukatların tepki olarak duruşma salonunu terk ettikleri, davalının da aynı dosyada mağdur vekili olarak görev yaptığı ve diğer avukatlarla beraber duruşma salonundan çıkarken davacıya yönelik “terbiyesiz” kelimesini kullandığı hususunun, Diyarbakır 6.Ağır Ceza mahkemesi dosyasındaki duruşma tutanağına geçirildiği anlaşılmaktadır.
Bu söz nedeniyle davalı hakkında hakaret suçundan kamu davası açılmış ve sanığın 1740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Kişide oluşan manevi zararın giderilmesi bakımından hakimin olayın özelliklerine, fail ve mağdurun durumlarına, kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin niteliğine göre manevi tazminat olarak bir miktar paranın ödenmesine veya Borçlar Kanunu 49/3. maddesi gereğince tazminat yerine diğer bir tazmin yoluna başvurması mümkündür. Bahsedilen madde gereği diğer tazmin yöntemleri konusunda örnekseme yapılarak haksız saldırının kınanması ve kınama kararıyla birlikte bu kararın basın yoluyla ilan edilmesi yöntemlerine değinilmişse de bu yöntemler sınırlı olmayıp hakimin takdirine bırakılmıştır. Bu bağlamda, özür beyanı, isnadın geri alınması vb. bir tazmin şeklinin benimsenmesi de düşünülebilir. (4. HD. 14/11/1996, 8472/11191)
Somut olayda, davalının sözünün niteliği ve sözün söylendiği ortam dikkate alındığında; davacının mağdur avukatlarına yönelik uygun olmayan beyanları nedeniyle davalı, dava konusu sözü söylemiştir. Kişilik haklarına saldırı söz konusu değildir. Ancak, davalı hakkında kesin nitelikte verilen hakaret suçundan cezalandırılma kararı BK'nun 53. maddesi gereğince hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte bir olgudur. Şu halde, mahkemece, tazminat yaptırımı yerine BK.49/3. maddesinde bahsedilen diğer yaptırımlardan olan tecavüzün kınanmasına dair kararla yetinilmesi gerekirken tazminat yaptırımına başvurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/9354, K. 2013/12131, 24 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama