KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2014/16969 E., 2015/1213 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2015
- Mahkemesi
- Ortaca Sulh Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 31/12/2013
- Numarası
- 2013/90-2013/125
Karar Metni
258 kelime·1 dk okuma
Davacı M.. A.. vekili Avukat Aysel tarafından, davalı N.. K.. aleyhine 10/10/2013 gününde verilen dilekçe ile tevdi mahalli belirlenmesi istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 31/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, tevdi mahalli tayini istemine ilişkindir. Mahkemece, talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, haksız şikayet nedeniyle açtığı davada lehine tazminat hükmedildiğini, davalı tarafından ödeme yapıldıktan sonra kararın bozulduğunu, bu nedenle ödenen parayı iade etmek istediğini belirterek, tevdi mahalli tayini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma sonrası verilen kararın henüz kesinleşmediği, bu aşamada davacının hukuken korunması gerekli bir menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Alacaklının temerrüdü, alacaklının borçlu tarafından gereği gibi sunulan edimi kabulden veya edimin ifası için kendisine düşen hazırlık fiillerini yapmaktan haklı bir sebep olmaksızın kaçınması demektir. Alacaklının temerrüde düşmesi halinde borçlunun, borcun konusu olan şeyi bir yere tevdi ederek borçtan kurtulmak için mahkemeden talepte bulunması anlamına gelen tevdi mahalli tayini istemi ve bu husustaki mahkeme kararı uyuşmazlığın esasını çözen bir nitelik taşımaz. Uyuşmazlığın esasını çözen, nihai nitelikte bir karar olmadığından, tevdi mahalli tayini kararlarının temyizi kabil değildir.
Diğer yandan, 6100 sayılı HMK'nun 382/1-d-3. maddesinde tevdi mahalli tayininin çekişmesiz yargı işlerinden olduğu düzenlenmiş, HMK'nun 362/1-ç. maddesinde de çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararların temyizinin kabil olmadığı belirtilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2014/16969, K. 2015/1213, 2 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama