KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2014/4056 E., 2015/809 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
263 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 08/05/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 23/01/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, rızası dışında davalının cinsel saldırısına uğradığını ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacının rızası ile beraber olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacının rızası davalı ile birlikte olduğu, davalının haksız eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden dava konusu olay ile ilgili olarak davalı hakkında cinsel saldırı suçundan kamu davası açıldığı, davalının beraatine karar verildiği, kararın temyiz aşamasında olduğu, henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
TBK.74 maddesi uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul olunmaktadır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle davalı hakkındaki ceza mahkemesindeki davanın sonucu beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2014/4056, K. 2015/809, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama