KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2014/5499 E., 2015/3631 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğeri aleyhine 15/09/2009 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar ... ve ... vekili Avukat ... ve davalı .... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- 6100 sayılı HMK madde 334 de “(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.
(2) Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. (3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.” hükmü getirilmiştir.
Aynı Kanun madde 336 da ise “(2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. (3) Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. (4) Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Şu halde, davalılardan ...'ın temyiz dilekçesi ile adli yardım talebinde bulunmasına ve buna karşılık kanun yoluna başvuru aşamasında karar verme yetkisinin Yargıtay ilgili dairesine ait olmasına rağmen genel mahkemece adli yardım talebinin incelenerek ret kararı verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle, yerel mahkemece verilen adli yardım talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılarak, hükmedilen miktara göre alınması gereken muhtemel harç ve masrafların miktarı, davalı ...'ın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi.
2- Davalılardan ...'ın temyizi yönünden yapılan incelemede,
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı adına dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat evrakının iade edilmesi üzerine, dava dilekçesinin, davalının UYAP'tan alındığı belirtilen mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı adına çıkarılan ilk tebligatın bila tebliğ yapılarak geri gönderilmesi üzerine, bilinen en son adresi olan mernis adresine usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmeden bu adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ yapılması usulüne uygun değildir. Davalı duruşmalara katılamamış ve cevap dilekçesi ibraz edememiştir. Temyiz dilekçesinde, tarafına yapıldığı belirtilen tebligatlardan haberdar olmadığını savunmuştur.
Şu durumda, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilememesi nedeniyle davalının savunma hakkı kısıtlanmış olduğundan, davalı adına usulüne uygun tebligat yapılarak taraf teşkili sağlandıktan ve davalının savunma ve delilleri alınıp değerlendirildikten sonra karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2014/5499, K. 2015/3631, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama