KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2014/620 E., 2014/1593 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2014
- Mahkemesi
- Torbalı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 10/10/2013
- Numarası
- 2013/297-2013/515
Karar Metni
443 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı V.. E.. vekili Avukat B.S... tarafından, davalı S.. A.. aleyhine 09/09/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 10/10/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi sonucu uğranılan maddi ve manevi zararların ödetilmesi istemlerine ilişkindir. Yerel mahkemece, işin esası incelenerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, sağlık ocağında hemşire olarak görev yapan davalının hatalı iğne vurmasından dolayı sağ ayağını kullanamaz hale geldiğini belirterek, uğramış olduğu zararın tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacının iddialarının asılsız olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, bilirkişi raporuna göre davalının kusurlu olmadığı benimsenerek, istemin esastan reddine karar verilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır.(T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Davaya konu edilen olayda, sağlık ocağında hemşire olan davalının, görevi kapsamında davacıya iğne yaparken, kusurlu eylemi sonucu davacının ayağına zarar verdiği ileri sürülmüştür. Buna göre somut olayda davalıya husumet yöneltilemez. Gelecekte rücu kaydıyla ilgili kuruma dava açılabilir.
Şu halde, davanın husumet (taraf sıfatı) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, önceki bozma ilamına farklı anlam yüklenip yerinde olmayan yazılı gerekçeyle işin esası incelenerek karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 04/02/2014
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2014/620, K. 2014/1593, 4 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama