KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2015/3010 E., 2015/2963 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2015
- Mahkemesi
- Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 30/12/2014
- Numarası
- 2014/511-2014/518
Karar Metni
354 kelime·2 dk okuma
Davacı C.. G.. vekili Avukat Nilay tarafından, davalı O.. R.. aleyhine 23/05/2012 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 30/12/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma gereğince karar verilmiş olmasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde, mahkemenin 08/11/2013 tarih, 2012/340 esas ve 2013/622 karar sayılı kararının, Dairemizin 09/06/2014 tarih, 2014/1012 esas ve 2014/9524 karar sayılı ilamı ile;kamu kurumu olan davalı hakkındaki dava konusu istemin, idare hukuku kuralları çerçevesinde ve idari yargı yerinde değerlendirilmesi gerektiği, diğer yandan idari yargı yerinde "itirazın iptali" biçiminde bir dava yolu düzenlenmediğinden,
adli yargı yerinde yargı yolu bakımından görevsizlik kararı da verilemeyeceği,bu nedenle istem idari yargı yerinde dava konusu edilip oradan bu konuda bir karar alınmadan icra takibi yapılmasına ve icra takibine itiraz üzerine adli yargı yerinden itirazın iptalinin istenmesine yasal olanak bulunmadığından, davacının istemi dinlenilebilir nitelikte olmadığı belirtilerek dava dilekçesinin reddine karar verilmek üzere kararın davalı yararına bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma kararı sonrasında davacının davasının reddine şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken davacının davasının reddine şeklinde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Her ne kadar kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, anılan yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca karar düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2015/3010, K. 2015/2963, 11 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama