KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2015/7267 E., 2015/7807 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
414 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 20/02/2015 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın usulden reddine dair verilen 17/03/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılar ve kanıtlar ile gerektirici nedenler gözetildiğinde;
Dava, hizmet kusuru nedeniyle manevi tazminat ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Davaya konu edilen somut olayda; davacı, polis memuru olduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/762 esas sayılı dosyası kapsamında usulsüz dinlemelerin yapılıp yapılmadığına ilişkin davalı olan polis başmüfettişleri tarafından rapor düzenlendiğini, rapor nedeniyle hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkartıldığını, hürriyetinden yoksun kaldığını ve görevinden uzaklaştırıldığını bu nedenle manevi zarara uğradığını ileri sürmektedir.
Şu durumda, yerel mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve açıklamalar gözetilerek, davalılar hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki menfaat yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de, mahkeme kararı sonuç olarak doğrudur.
O nedenle 6217 sayılı Kanun'un 30.maddesi ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen geçici 3. madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı HUMK'nun 438/9 maddesi uyarınca gerekçe değiştirilerek karar onanmalıdır.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. 11/06/2015 Karşılaştırıldı.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2015/7267, K. 2015/7807, 11 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama