KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2015/831 E., 2015/3513 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 25/06/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; pasif husumetten yargı yolu nedeniyle davanın reddine dair verilen 18/11/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, pasif husumet ve yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İdari yargı yerlerinde açılacak davalarda husumetin kimlere yöneltileceğine ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi gereğince, idari yargı yerlerinde ancak ilgili idare aleyhine dava açılabilir. Bu yasal düzenlemeye göre, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri aleyhine İdare Mahkemelerinde dava açılamaz.
Şu halde, davalıların gerçek kişi olduğu, davanın hem husumet hem de yargı yolu nedeniyle reddi doğru değildir. Ancak, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; kararın, HUMK'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle çoğunluğun düzelterek onanması kararına katılmıyorum. 23/03/2015
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2015/831, K. 2015/3513, 23 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama