KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2016/11106 E., 2017/1055 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2017
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 29/11/2010 gününde verilen dilekçe ile kurum zararı nedeniyle alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16/02/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kurum zararı nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı kurum vekili, ......Müdürlüğünce davalıya, döner sermaye katkı payı tutarından 213 sayılı Vergi Usül Kanunu'nun Ek 13. maddesi uyarınca "ek ödeme mahsup işlemi" yapılması gerekirken bu işlem yapılmadan ödeme yapıldığı, bu şekilde fazladan ödenen tutarın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, davacı kurum vekilinin, 29/11/2010 tarihli dava dilekçesi ile, davalıya fazladan ödenen 3.904,49 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ettiği, yargılama aşamasında mahkemeye sunduğu 18/03/2011 tarihli dilekçesinde ise, davalının, alacağın 117,61 TL'lik kısmını ödediğini bu nedenle alacağın, 117,61 TL'lik kısımdan vazgeçtiklerini, bakiye 3.786,88 TL yönünden ise davayı takip ettiklerini bildirmiştir. Şu halde mahkemece taleple bağlılık ilkesi gereği davanın 3.786,88 TL üzerinden kabulü gerekirken, talep aşılmak suretiyle karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/11106, K. 2017/1055, 23 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama