KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2016/16041 E., 2019/979 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
268 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 26/08/2004 gününde verilen dilekçe ile ateşli silah ile kasten yaralama nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/12/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava; ateşli silahla yaralanma sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalının silahla ateş ederek davacıyı yaraladığını, hukuka aykırı bu eylem nedeniyle davacının vücut bütünlüğünün bozulduğunu belirterek oluşan maddi ve manevi zararının tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddi ile ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını belirterek talebin reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 20.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiş, 18/12/2015 tarihli ıslah dilekçesiyle bu talep 95.123,93 TL'ye arttırılmıştır. Islah dilekçesine karşı davalı vekili tarafından, ıslahla arttırılan miktar yönünden zamanaşımı def'i ileri sürülmüştür. Ancak mahkemece bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Davalı tarafından ileri sürülen bu def'inin, yargılama sırasında ya da hükümde karşılanması ve karara bağlanması gerekmektedir. Davalının, ıslahla arttırılan miktara yönelik zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeksizin hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/16041, K. 2019/979, 25 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama