KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2016/4130 E., 2018/890 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 26/08/2014 gününde verilen dilekçe ile 2330 sayılı
Karar Metni
278 kelime·1 dk okuma
Kanundan kaynaklanan rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/10/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.Dosyanın incelenmesinde;
davalı ...’a gerekçeli kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi hükümlerine göre tebliğ edildiği ancak bu tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır.Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine, 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen 2. fıkraya göre.
“Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır”. Yine Tebligat Kanunu'nun aynı Kanun ile değişik 35/2. maddesine göre.
“Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır”.Bu durumda, davalının savunma hakkını kısıtlar mahiyette, dosyada mevcut adrese çıkartılan tebligatın adreste tanınmadığına dair şerh düşülerek iade edilmesine rağmen mahkemece davalının adres kayıt sistemindeki adresi araştırılmadan iade adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi hükümlerine de uymayan şekilde usulsüz tebligat yapılması doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/4130, K. 2018/890, 14 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama