KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2016/5559 E., 2018/644 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma
Davacılar ... ve ... tarafından, davalı ... aleyhine 16/06/2014 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23/12/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili; davacıların babasının, eşinin de rıza gösterdiğini belirterek evinde kalmalarına izin verdiğini, bundan rahatsız olan davalı üvey anne ve sonrasında babanın, davacıları tehdit ettiklerini, yaraladıklarını, evi bastıklarını, hakaret ederek evdeki eşyaları kırdıklarını, bu nedenle yapılan ceza yargılamasında suçlu bulunduklarını, haklarında uzaklaştırma kararı verildiğini, davalının tüm bunlara sinirlenerek davacılar aleyhine davaya konu icra takibini başlattığını ancak itiraz süresini kaçırdıklarını belirterek borçlu olmadıklarının tespiti, takibin durdurulması ve davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesi isteminde bulunmuştur.Davalı; davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, icra takibine konu alacağa ilişkin ispat yükünün davalıda bulunduğu, davalının herhangi bir belge ibraz etmediği, tanık ifadeleri ile de iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacıların borçlu olmadığının tespitine ve 1.800,00 TL kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.Dosya kapsamından; davacı tanığı ...’ün davacıların oturduğu, davalıya ait evde kapı camlarının kırık olduğunu, evin dağınık, eşyaların savrulmuş halde olduğunu ancak bunun kim tarafından yapıldığını bilmediğini beyan ettiği, yine davacıların, davalı ile davadışı ... hakkında eşyalarını kırdıkları iddiasında bulunmaları;
davalının ise evde bulunan eşyalarına davacılar tarafından zarar verildiğini beyan etmesi üzerine taraflar hakkında mala zarar verme suçuna dair soruşturma yapıldığı, soyut iddia ve beyanlar dışında delil ve emare mevcut olmadığından ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüş olmakla davalının başlattığı icra takibinde kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, İİK’nun 72/5. maddesinde düzenlenen tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Şu halde kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru değildir. Ne var ki; belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/5559, K. 2018/644, 7 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama