KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2016/7001 E., 2018/1879 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 20/03/2013 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/12/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davacının bir kargo şirketi bayii olarak kiralanan ve kullanılan taşınmazda elektrik aboneliğini adına aldığını, bir süre sonra dükkandan ayrılarak işyerini farklı bir adrese taşıdığını; ancak elektrik aboneliğini iptal ettirmediğini, aynı taşınmazın davacıdan sonra davalı ... tarafından; davalı ... ardından ise davalı ... tarafından kiralanarak kullanıldığını, davalıların oturdukları dönemde kullandıkları elektrik bedelini ödemediklerini, aboneliğin davacı adına olmasından dolayı aleyhine icra takibi yapıldığını, davacının ödemeler yapmak zorunda kaldığını beyan ederek, oluşan maddi zararın davalıların kusurları oranında ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu benimsenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesinde; ''Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir'' şeklinde düzenleme mevcuttur.
Davacı vekili, dava dilekçesinde tazminata ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiz hükmedilmesini talep ettiği halde, HMK’nın 297. maddesine aykırı biçimde bu isteme ilişkin olumlu ya da olumsuz bir hüküm tesis edilmemiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/7001, K. 2018/1879, 14 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama