KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2016/7187 E., 2016/10591 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Sanayi Bölgesi Müdürlüğü aleyhine 30/11/2012 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19/07/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, yol yapımı sırasında ortaya çıkan hafriyatın araziye dökülmesi sonucu oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacılar, kendilerine ait arazinin davalı tarafından yürütülen yol inşaatı çalışmaları sebebiyle tahrip olduğunu, yoldan çıkan molazların ve kayaların büyük bir kısmının araziye saçılması sebebiyle fındık ürünü alınamaz ve tarımsal faaliyetin gerçekleştirilemez hale getirdiğini iddia ederek taşınmazdaki hafriyatın temizlenmesi, yeniden ıslahı ve ürün zararının giderilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle istemin zamanaşımından ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacılara ait taşınmazın eski vasfının ortadan kaldırılarak tahrip edildiği gerekçesiyle 11.240,71 TL tazminatın 2.000,00 TL'si için dava tarihi olan 30/11/2012 tarihinden itibaren kalan 9.240,71 TL'si için ise müddeabihin artırıldığı 05/06/2013 tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 107. maddesinde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı vekili 30/11/2011 tarihli dava dilekçesinde, istemin konusunu belirsiz alacak olarak belirtip dava açmıştır. Mahkemece, 17/05/2013 tarihinde mahallinde keşif yapılmış ve buna bağlı olarak düzenlenen bilirkişi raporlarında; davacı zararı 11.240,71 TL olarak tespit edilmiştir. Davacı başlangıçta belirsiz alacak davası olarak açmış olduğu davasında talep miktarını 9.240,71 TL daha artırarak 11.240,71 TL'ye çıkarmış ve dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Şu halde; mahkemece davacı talebi gibi, 30/05/2013 tarihli dilekçe ile artırılan talep yönünden de dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, bu kısım için dilekçenin havale tarihi olan 05/06/2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/7187, K. 2016/10591, 31 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama