KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2016/8040 E., 2018/5764 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
316 kelime·2 dk okuma
Asıl dava davacıları ... ve ... ile birleşen 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/261 esas sayılı dosyasının davacısı ... vekilleri Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 08/05/2014 gününde verilen dilekçeler ile haksız fiile dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının asıl davaya ilişkin tüm temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava davacıları ... ve ..., davalının kendilerine hakaret ettiğini, birleşen dava davacısı ... ise davalının kendisine hakaret ve tehdit ettiğini bu nedenle yapılan ceza yargılaması sonucunda cezalandırıldığını, verilen cezanın kesinleştiğini belirterek uğradıkları manevi zararın giderilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın zaman aşımına uğradığını, iddiaların gerçek dışı olduğu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve birleşen davada davalının sözlerinin hakaret oluşturacak nitelikte kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; davalının davacı ...’a yönelik hakaret ve tehdit suçunu işlediğine dair davacı iddiası dışında herhangi bir delil olmadığı, bu nedenle de iddia edilen eylemlerin sübuta ermediği anlaşılmaktadır.
Davalı hakkında ceza davası sonucunda hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Bu nedenle ortada hukuk hakimini Borçlar Kanunu'nun 53.maddesi (TBK'nun 74) anlamında bağlayıcı bir mahkumiyet kararından söz edilemez. Şu durumda, birleşen davanın tümden reddi gerekirken, kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/8040, K. 2018/5764, 1 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama