KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2017/1588 E., 2017/4172 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2017
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma
Davacı vekili Avukat ... tarafından, aleyhine 11/08/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/04/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, elektrik hattından kaynaklanan yangın sonucu meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı, yol güzergahında bulunan davalıya ait sarkmış vaziyetteki elektrik tellerinin şase yaparak kıvılcım çıkarması sonucu aracında bulunan saman balyalarının yandığını, yangının aracına da sirayet ettiğini iddia ederek, araç bedeli ile gelir kaybından oluşan zararının davalıdan tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacıya ait aracın, kara yolu güvenlik tedbirlerine riayet etmediğini, firma şoförünün mevzuat gereği sahip olması gereken yük taşımacılığı yeterlilik belgesine sahip olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda dosyada daha önce alınan bilirkişi raporundaki veriler esas alınarak, re'sen yoksun kalınan gelir hesabı yapılmıştır.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup, Borçlar Kanunu uyarınca zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime ait olup, tazminat hesabı yapılırken tarafların kusur durumlarının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Şu halde; bozma sonrası zarar miktarı belirlenirken davacı tarafının kusuru oranında bir indirim yapılması gerekirken hesaplanan bedelin tamamının davacının zararı olarak kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
./..
-2-
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2017/1588, K. 2017/4172, 19 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama