KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2017/4346 E., 2018/1258 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Bakanlığı vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 19/03/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma
Mahkemece davanın reddine dair verilen 03/04/2014 günlü kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18/10/2016 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davalılar adlarına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Bir kısım davalılar yönünden vasi tayin edilip edilmediği belirlenerek gerekçeli karar tebliğinin yapılması için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verildikten sonra mahkemece noksanı ikmal edilen dosyanın görüşülmesine geçildi.
Dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü.Davacı idare vekili, davalıların hükümlü olarak bulundukları ... Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak koğuşa getirilen müteveffayı döverek ölümüne sebebiyet verdiklerini, davacı ...
Bakanlığının ... 6. İdare Mahkemesi kararı gereği hükmedilen tazminatı müteveffanın ailesine ödediğini belirterek, yapılan ödemenin davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur.Davalılar davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.Mahkemece, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan rücu davasını davalılara değil, olayda kusuru bulunan kamu görevlilerine rücu etmesi gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.Dosyanın incelenmesinde; davalı ... ve davalı ... vasisine gerekçeli karar tebliğinin doğrudan Tebligat Kanunu 21/2. maddesi hükümlerine göre adres kayıt sisteminde kayıtlı olan adreslerine yapıldığı anlaşılmıştır.
Tebligatın usulüne uygun olabilmesi için Tebligat Kanunu 10 ve 21/2. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Tebligat Kanunu 10. maddesinde bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı düzenlenmiştir.
Tebligat Kanunu 21/2. maddesinde ise; gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatabın o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnamenin gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırılacağı düzenlenmiştir.
Açıklanan yasa maddeleri gereği davalı ... ve davalı ... vasisine yapılacak tebligat yönünden izlenecek yol; öncelikle Tebligat Kanunu 10. maddesi gereği bilinen adrese tebligat çıkartılması, şayet bu adrese çıkan tebligat evrakı iade edilecek olursa adres kayıt sistemindeki adresine mernis adresi olduğuna dair şerh düşülmeksizin normal yollardan tebligat çıkartılması,
bu tebligatta iade olunursa son aşamada Tebligat Kanunu 21/2. maddesine göre adresin adres kayıt sistemindeki adres olduğuna dair şerh düşülerek bu madde hükümlerine göre tebligat yapılması olup bu yol izlenmeksizin doğrudan "mernis adresi" şerhi düşülerek Tebligat Kanunu 21/2. maddesine göre gerekçeli karar tebliği yapılması doğru olmamıştır.Dosya kapsamından; davalı ...'a vasi tayin edildiği anlaşılmakta ise de adı geçen davalı vasisine usulüne uygun olarak gerekçeli karar tebliğ edildiğini gösterir tebligat parçası dosya içerisinde bulunamamış olup tebligat parçasının dosya içerisine alınması,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2017/4346, K. 2018/1258, 26 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama