KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2018/2760 E., 2018/5291 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
405 kelime·2 dk okuma
Davacılar ... ve ... vekilleri Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 30/12/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/01/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, davacılardan ...'in diğer davacı ...'in annesi olduğunu, davalının, 15 yaşından küçük olan davacılardan ...'i evine götürerek bir gece evinde tuttuğunu ve ...'e cinsel istismarda bulunduğunu, davalının eylemi nedeniyle ceza mahkemesinde yargılandığını ve cezalandırılmasına karar verildiğini belirterek; oluşan manevi zararın tazmini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının, davacılara karşı gerçekleştirdiği haksız eyleminin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi (TBK 56. maddesi) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayların gelişimi şekli, davalının eylemin niteliği, davacılardan ...'in olay tarihindeki yaşı ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı çok azdır. Davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2018/2760, K. 2018/5291, 4 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama