İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2018/3403 K.2018/5748

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 16/11/2015 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair verilen 20/10/2016 günlü karara karşı…

Esas2018/3403Karar2018/5748Tarih1 Ekim 2018Okuma6 dk · 1.227 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2018/3403 E., 2018/5748 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
1 Ekim 2018
Mahkemesi
... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İlk derece mahkemesi
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.227 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 16/11/2015 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair verilen 20/10/2016 günlü karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; HMK'nın 345 ve 342/1 maddesi uyarınca süre yönünden usulden reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 20/03/2018 günlü direnme kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; davacı tarafın istinaf başvurusunun süre yönünden usulden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı da davacı tarafça temyiz edilmiştir.

Davacı, kendisine ait bahçe sulama hortumlarının davalılar tarafından kasıtlı bir şekilde kesilmesi ile başlayan olaylar, baskı ve yıldırmalar sonucu köyünü terk edip ...’ye yerleşmek zorunda kaldığını belirterek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili; zaman aşımı def’inde bulunarak, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece; zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükme karşı, davacı tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafın istinaf başvurusunun süre yönünden usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 11/10/2017 gün, 2017/3519 esas ve 2017/5702 karar sayılı ilamıyla; davacı asilin istinaf başvurusunun süresinde olduğu gerekçesiyle esas yönünden karar verilmek üzere bozma yapılarak dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemece gerekçeli kararın davacı vekiline tebliği tarihinde, davacı vekilinin azledilmediği, yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu, geçerli tebliğden sonra davacı vekilin azledilmesinin önceki usulü işlemleri geçersiz hale getirmeyeceği, HMK'nin 77. maddesinde vekilin azledilmesi halinde yargılamanın başka güne bırakılamayacağı, aynı Kanun'un 83. maddesinde ise vekilin azli halinde vekalet veren davasını takip etmez veya iki hafta içinde yeni vekil tayin etmez ise tarafın yokluğu halinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılacağı düzenlemelerinin davayı takibe yönelik olduğu,

HMK'nin 90. maddesinde belirtildiği üzere kanunen belirlenen sürelerin hâkim tarafından uzatılamayacağı, istinaf süresinin son gününde yapılacak azil halinde yeniden kararın tebliği ve istinaf/temyiz süresinin başlayacağının kabulü halinde kötüye kullanmaya açık ve sınırsız hak tanıyacak nitelikte uygulamalara neden olunacağı, davacı vekiline yapılan tebligatın, tebliğ tarihinde geçerli olup iki haftalık istinaf süresinin geçerli tebliğ tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği, azilnamenin davacı tarafa iki haftalık yeni bir süre kazandırmayacağı, azil tarihinden sonra kalan sürenin ilave edilmesinin lazım geldiği,

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir. Bölge Adliye Mahkemesince yeni bir hukuki gerekçeye dayalı olarak karar verilmiştir.

Bu şekilde verilen hüküm esasen direnme niteliğinde olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmiş ve hükmün esası incelenmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA 01/10/2018 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

(M)

KARŞI OY YAZISI

Dava ile ilgili bilgilere yukarıda yer verilmiş olup aynı hususlar tekrar edilmeyecektir. Somut olayda. Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/10/2016 tarihli ve E.2015/879, K.2016/586 sayılı kararı, davacı vekiline 14/02/2017 tarihinde tebliğ edilmiş; davacı asil, kanuni istinaf süresi dolmadan 28/02/2017 tarihli dilekçe ile vekilini azlettiğini Mahkemeye bildirmiş, bu tarihten sonra tebliğ işlemlerinin kendisine yapılmasını istemiştir.

Mahkemece davacının talebi yerinde bulunarak anılan karar bu kez davacıya 07/03/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu işlem, kararı veren ilk derece Mahkemesince talebin uygun bulunduğu ve tebliğle başlayan kanun yollarına başvurma sürelerinin yeniden başlayacağı anlamına gelir. Aksi takdirde tebliğ işleminin bir anlamı kalmaz. Böylece yeniden işlemeye başlayan istinaf süresi içerisinde 20/03/2017 tarihinde istinaf yoluna başvurulmuş ve aynı tarihte harç da yatırılmıştır.

Mahkemece azilname sonrası istinaf başvurusu yapıldığında ve dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiğinde kanuni sürenin dolduğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı gibi 20/04/2017 tarihli dosya gönderme kontrol formu üzerine de istinafın süresinde yapıldığı Mahkeme hâkimince kayıt altına alınmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesine göre mahkemeye erişim hakkı, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olup, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (AYM’nin Özkan Şen Kararı, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.

Bir başka anlatımla, usul kuralları, hukuki güvenliğin sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesine hizmet etmek için vardır. Şayet usul kuralları, bir davanın görevli ve yetkili mahkeme tarafından görülmesi bakımından bir çeşit engel hâline gelmişse mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş olacaktır (Efstathiou ve diğerleri/Yunanistan, B.

No: 36998/02, 27/7/2006, § 24; Kommersan Kombassan Mermer Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Diğerleri, B. No: 2013/7114, 20/1/2016, § 36, 39, 41).

Anılan ilkeler ışığında somut olayı irdelediğimizde, mahkemeye erişim hakkının kısıtlanması anlamına gelebilecek bir sonuçla karşılaşma durumu söz konusu olmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 512. maddesi gereğince müvekkil, vekili her zaman azledebilir.

Davanın her aşamasında (bu arada kanun yolu aşamasında bile) azil mümkün olduğuna göre, burada önemli olan husus vekilini azleden asile usul işlemlerini tamamlayabileceği makul bir sürenin verilip verilmediği hususudur. Bu husus sadece kanun yollarına başvuru aşamasında değil, hak düşürücü sürelere tabi usul işlemlerinin yapılması aşamalarında da söz konusu olabilir.

Şayet vekilini azleden asile makul bir süre verilmez ise bu durum, asil yönünden mahkemeye erişim hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilebilir. Nitekim somut olayda davacı asil, istinaf yolu için öngörülen sürenin dolmasına bir (1) gün kala vekilini azletmiştir.

Sayın Çoğunluğun görüşü kabul edildiği takdirde avukatını azleden asilin kanun yoluna başvurabilmesi için sadece bir (1) günlük süresi kalmaktadır ki mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren bu uygulamanın ve sürenin makul olduğundan bahsedilemez. Bu durum, müvekkilin, vekilini yargılamanın her aşamasında azledebileceğine ilişkin kuralı da anlamsız kılar.

Bu anlamda anılan usul kuralı, eldeki davanın esasının, istinaf mahkemesi tarafından görülmesinin engellenmesi sonucunu doğurmaktadır.

Öte yandan; ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 20/03/2018 tarihli ve 2017/3519-5702 Esas-Karar sayılı direnme kararında, avukatını azleden asile yeni süre verilmesi hâlinde kötüye kullanmaya açık ve sınırsız hak tanıyacak nitelikte uygulamalara neden olunacağı ileri sürülmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.

Vekili azletmek asilin kanuni hakkı olduğuna göre, bu hakkın kullanılmasını evvel emirde kötüniyetle itham etmek, hakkın kullanımını kısıtlar mahiyette bir yorum faaliyetidir. Kötüniyetin tespit edildiği durumlarda bunu engellemek ve süreyi buna uygun olarak tayin etmek hâkimin görevidir. Nitekim eldeki davada azil hakkı, davası reddedilmiş bir davacı tarafından ve istinaf yoluna başvuru aşamasında kullanılmaktadır.

Bu durumda, hakkın kötüye kullanılmasından ve davanın sürüncemede kalmasını sağlamak amacıyla azil hakkının kullanıldığından bahsedilemeyecektir. Ayrıca davacı, 21/02/2017 tarihli azilnamede ve istinaf talebinde, avukatlık görevini ihmal ettiğinden bahisle vekilini azlettiğini ve hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiştir.

Dosya içerisindeki Cumhuriyet savcılığı yazışmalarından da azlolunan avukat hakkında inceleme yapılmakta olduğu anlaşılmaktadır ki bu husus davacının azilde iyi niyetli olduğunu göstermektedir.

Sonuç itibarıyla, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 20/03/2018 tarihli ve 2017/3519-5702 Esas-Karar sayılı direnme kararının, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılama hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkını ihlal eder mahiyette olduğunu değerlendirdiğimden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6763 sayılı Kanun’un 43. maddesiyle değiştirilen 373. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince direnme kararı yerinde görülmeyerek dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiği düşüncesiyle Sayın Çoğunluğun onama kararına katılamıyorum. 01/10/2018

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2018/3403, K. 2018/5748, 1 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/3403
Karar No
2018/5748
Tarih
1 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2018/3403 K.2018/7774
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2018/3403 K.2018/5157
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2018/3403 K.2018/9859
  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi E.2018/3403 K.2018/10543
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2018/3403 K.2018/12980
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2018/3404 K.2018/12039

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.