KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2019/3488 E., 2020/474 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 09/01/2015 gününde verilen dilekçe ile aldatan eş nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 03/09/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava; evlilik birliği devam ederken, üçüncü kişi ile birlikte olma iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalının, müvekkilinin eşi ile evli olduğunu bildiği halde birliktelik yaşadığını, davalının eyleminin müvekkilinin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek uğranılan manevi zararın davalıdan tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/11/2015 tarihli ilk kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 24/12/2018 gün ve 2016/681 esas, 2018/8319 karar sayılı ilamı ile “Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/07/2018 gün ve 2017/5 esas, 2018/7 karar sayılı kararında da belirtildiği gibi eş olmayan davalı yönünden fiilin hukuka aykırılık şartının gerçekleşmediği, davalının dava dışı eş ile birlikteliği şeklindeki davranışının aldatılan eş yönünden haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceğinden müteselsil sorumluluk esasına göre de sorumluluğuna gidilemeyeceği, aldatılan eşin yansıma yoluyla zarara uğradığını da iddia edemeyeceği, açıklanan nedenlerle davanın tümden reddi gerektiği” şeklindeki gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamınına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3. maddesinde manevi tazminat davalarında istemin tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, açılan dava tümden reddedildiğine göre davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir.
Yerel mahkemece, açıklanan bu düzenlemeye aykırı olarak, 2.725,00 TL maktu vekalet ücreti yerine, reddedilen talep üzerinden nisbi oranda vekalet ücreti takdir edilerek davacıdan tahsiline dair verilen karar usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın
bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2019/3488, K. 2020/474, 11 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama