İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2020/2014 K.2021/4239

Davacı ... vekili Av.... tarafından, davalı ... aleyhine 08.02.2018 gününde adli yardım talepli olarak dilekçe ile kasten yaralama nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece davacının adli yardım talebi kabul edilerek yapılan yargılama sonunda; davanın…

Esas2020/2014Karar2021/4239Tarih6 Temmuz 2021Okuma5 dk · 986 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2020/2014 E., 2021/4239 K.·İlk Derece

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
6 Temmuz 2021
Mahkemesi
... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Mahkemesi
... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

986 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Davacı ... vekili Av.... tarafından, davalı ... aleyhine 08.02.2018 gününde adli yardım talepli olarak dilekçe ile kasten yaralama nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece davacının adli yardım talebi kabul edilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 01.10.2019 günlü karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 06.02.2020 günlü ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili; olay tarihinde davalının, boşandığı eşiyle gayrimeşru ilişki yaşadığını düşündüğü müvekkili...’ı evine çağırıp ateşli silahla kasığından ve bacağından vurarak yaraladığını, bu yaralanma nedeniyle davacının uzun süre tedavi görüp çalışamadığı için geçici ve ayağının kısalması ve erkeklik organının sürekli sakat kalması nedeniyle kalıcı işgücü kaybı yaşadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 176.000 TL maddi ve 700.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili; davacının, davalının eşiyle gayrimeşru ilişki yaşaması nedeniyle müvekkilinin davacıyı yaraladığını, ceza yargılamasında haksız tahrik indirimi yapıldığını, kasten yaralama olayından bir süre sonra tarafların aralarında olay nedeniyle 80.000 TL karşılığında uzlaşma sağlandığını, davalının davacıyı ibra ettiğini, açılan davanın kötü niyetli olduğunu ve dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince; davalının davacıyı ateşli silahla yaraladığının sabit olduğu, dava konusu eylem nedeniyle davalının mahkûmiyetine dair verilen kararın kesinleştiği, davalı vekilinin tarafların uzlaştıklarına dair 11/05/2015 tarihli belgeyi dosyaya sunduğu, belgedeki ismi altındaki imzayı davacının inkar etmediği, ancak tutanağın baskı ve tehditle imzalandığını savunduğu, davacının zorla belge imzalatıldığına ilişkin suç duyurusunda bulunmadığı, tutanakta ileri sürülen hususlardan, davacının davalı ile dava dışı eşi arasındaki boşanma davasında tanıklık yaptığı, davacının, annesinin hesabına 80.000 TL gönderdiği ve böylece ibraname koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince; davacının yaralanma nedeniyle tedavi görüp iyileştikten sonra ibranameyi düzenlediği, ibranamenin düzenlendiği tarihte davacının, sağlık durumunu bilebilecek durumda olduğu, ibranamenin baskı ve tehdit altında imzalandığına ve para almadığına ilişkin iddialarını davacının isbat edemediği, yaralama eyleminin haksız tahrik altında gerçekleştirildiğinin sabit olduğu, bu koşullar gözetildiğinde olay tarihi itibariyle maddi ve manevi zarar karşılığının 80.000 TL olarak belirlenmesinde bir taraf lehine aşırı yarardan bahsedilemeyeceği, bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın reddedilmesinde usu l ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı düşüncesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, kasten yaralama nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dosyanın incelenmesinde; davalının, olay tarihinde aralarındaki boşanma davası devam eden eski eşiyle gayrimeşru ilişki yaşayan davacıyı 01/12/2014 tarihinde evine çağırıp ateşli silahla kasığından ve bacağından yaraladığı, davacının uzun süre tedavi gördüğü, yaralama eyleminin üzerinden beş ay geçtikten sonra 11/05/2015 tarihinde taraflar arasında “Uzlaşma Tutanağı” başlıklı bir belge düzenlendiği, söz konusu belge uyarınca kasten yaralama eylemi dolayısıyla oluşan maddi ve manevi zarara karşılık olarak davalının davacıya 80.000 TL’lik senet verdiği,

ayrıca davacının, davalının boşandığı eşiyle aralarındaki boşanma davasında tanıklık yapması ve davalının eşiyle gayrimeşru ilişki yaşadığını mahkemede anlatmasının şart koşulduğu, tarafların birbirlerini bu koşullarla ibra ettikleri anlaşılmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi gereğince; ahlaka ve kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Taraflar arasında düzenlenen 11/05/2015 tarihli “Uzlaşma Tutanağı” başlıklı belge, kesin olarak hükümsüz bir sözleşme olarak kabul edilmelidir. Çünkü davalı, davacıdan, eşiyle gayrimeşru ilişki yaşadığına dair tanıklıkta bulunmasını istemektedir. Kişinin, üçüncü bir kişiyle meşru veya gayrimeşru biçimde yaşadığı ilişkiyi açıklamaya zorlamayı içeren koşul, ahlaka aykırı bir edim olduğu gibi özel hayat ve aile hayatının ihlali anlamına gelir ki kimse böyle bir konuda tanıklıkta bulunmaya zorlanamaz. Dolayısıyla kişinin şeref ve itibarına yönelen bir konuda mahkeme huzurunda açıklama yapmaya zorlayan sözleşmeyi hukuken geçerli kabul etmek mümkün değildir.

Öte yandan, davalının eylemi gerçekleştirme zamanı, şekli ve sonuçları, davacının ağır bir baskı ve tehdit altında bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kasten yaralama eyleminin üzerinden beş ay geçmiş olması, söz konusu baskı ve tehdidin ortadan kalktığına dair bir kanaat oluşturmaz. Bilakis sözleşmede yer alan ve davacının şeref ve itibarına yönelik hususlarda tanıklıkta bulunmasını içerir hususlar dahi baskı ve tehdidin devam ettiğini göstermektedir.

Bununla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 250. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, tanığın beyanı kendisine doğrudan doğruya maddi bir zarar verecekse veya anılan maddenin (b) bendi uyarınca, tanığın beyanı kendisinin şeref veya itibarını ihlal edecekse tanıklıktan çekinme hakkı tanınmıştır. Eldeki davada, söz konusu sözleşme, hukuka aykırı bir biçimde davacıyı tanıklık yapmaya zorlamakta olup geçerli kabul edebilmek mümkün değildir.

Davacının, davalının eşiyle gayrimeşru ilişki yaşadığı iddiası üzerine davalının davacıyı silahla yaraladığı hususu ceza yargılaması sonunda kesinleşmiştir. Davalının, kendisini aldattığını düşündüğü eşiyle boşanmak yerine davacıyı erkeklik organından silahla yaralaması, yaraladıktan bir süre sonra da ahlaka ve kişilik haklarına aykırı bir sözleşme imzalatarak silahla yaralama eyleminin tazmin sorumluluğundan kurtulmaya çalışması hususları dosya kapsamıyla sabittir.

Yine belirtmek gerekir ki sözleşmenin hukuken geçerli kabul edilse dahi sözleşmenin edimlerini davalının yerine getirdiği hususları da sabit değildir. Davacının annesiyle kızkardeşi tanık olarak dinlenmişler; davacının baskı ve tehdit altında kaldığını, ibraname imzalanmadığı takdirde davalının yarım bıraktığı işi (yaralama eylemi) tamamlayacağını telefonla ilettiğini, bu korku altında şikâyet hakkını kullanamadığını beyan etmişlerdir.

Sonuç itibariyle TBK’nın 27. maddesi uyarınca ahlaka ve kişilik haklarına aykırı sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz kabul edilmesi, HMK’nın 250. maddesi uyarınca da tanığın beyanı kendisine doğrudan doğruya maddi bir zarar verecekse veya şeref veya itibarını ihlal edecekse tanığa, tanıklıktan çekinme hakkı tanınmış olması, bunun yanında yaralama eyleminin gerçekleştirilme biçimi ile tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uzlaşma tutanağının baskı ve tehdit altında imzalandığının kabul edilmesi gerektiği gözetilerek hukuka aykırı tutanak içeriğine itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp anılan eksiklik bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 06/07/2021 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2020/2014, K. 2021/4239, 6 Temmuz 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/2014
Karar No
2021/4239
Tarih
6 Temmuz 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2020/2014 K.2021/7450
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi E.2020/2014 K.2021/6255
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2020/2014 K.2021/15716
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2020/2015 K.2021/7451
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2020/2015 K.2021/3247
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi E.2020/2015 K.2021/6256

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.