KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2020/2583 E., 2020/3596 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
445 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... AŞ aleyhine 27/02/2013 gününde verilen dilekçe ile idari para cezasına yönelik takibe itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve icra inkar tazminatının reddine dair verilen 07/11/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, idari para cezasının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı şirket hakkında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 30. maddesine muhalefetten dolayı idari para cezası tahakkuk ettirildiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine idari para cezasının tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere de icra inkar tazminatına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ve şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67/II. maddesi uyarınca alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takibe itirazının haksız olması gerekir. Haksızlık kavramı alacağın belirlenebilir (likit) olma şartını da kapsar. Somut olayda, idari para cezasının kesinleşmesinden sonra icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Kesinleşen idari para cezasının, artık yasal olup olmadığı yargılama konusu yapılamaz ve kesinleşen idari para cezasından davalı sorumlu olup alacağın miktarı belirlenebilir (likit) niteliktedir (YHGK'nın 2000/21-135 E, 2000/149 K.).
Şu halde; takip konusu alacak likit olup davalı icra takibine itirazında haksızdır. Mahkemece, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerine, şartları oluşmadığından söz edilerek olaya uygun düşmeyen gerekçeyle istemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2020/2583, K. 2020/3596, 22 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama