Davacı vekili, davalının 08/02/2018 tarihinde Cumhurbaşkanı'nın Vatikan'da Papayı ziyareti ile ilgili yaptığı basın açıklamasında Cumhurbaşkanı'nın kişilik haklarını ihlal eden ifadeler sarf ettiğini ve ithamlarda bulunduğu, davalının açıklamalarının düşünce ve ifade hürriyeti çerçevesinde değerlendirilip hukuken mazur görülmesinin mümkün olmadığını belirterek uğradığı manevi zararın giderilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davaya konu iddia ve ithamların müvekkiline ait olmadığını, Cumhurbaşkanı'nın bağışta bulunduğu iddialarının doğru olup olmadığını kamuoyu ve Meclis gündemine taşımanın Cumhurbaşkanı'nın kişilik haklarına herhangi bir saldırı oluşturmadığını, ... Gazetesi yazarı gazeteci ...
08/02/2018 tarihinde "Papa'dan Arabuluculuk İstendi Mi?” başlıklı köşe yazısında Cumhurbaşkanı ile Papa arasında yapılan görüşmeye ilişkin bir kısım iddialara yer verdiğini, müvekkilinin bu köşe yazısındaki iddiaları duyarlı bir vatandaş ve sorumlu bir milletvekili olarak kamuoyu gündemine taşıdığını ve soru önergesi vermek suretiyle Başbakanlık tarafından yanıtlanmasını istediğini, müvekkilinin Cumhurbaşkanına hakaret etmek, iftira atmak ve bu surette kişilik haklarına saldırmak gibi bir niyeti ve bu yönde bir hareketinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, siyasetçilerin siyasi konumu itibarı ile yapılan sert eleştirilere katlanması gerektiği ve dava konusu yapılan iddiaların ...
Gazetesinde gazeteci ...'ın 08/02/2018 tarihli yazısında da yer aldığı, ifade ve basın özgürlüğü ile eleştiri sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının davacıya somut bir olgu isnat ettiği, bu isnatların kişisel değer yargısı olarak kabul edilemeyeceği, bu tür isnatların ispatlanması mümkün olduğu, ancak dosya kapsamında bu isnadın gerçekliğini ispatlayan delil bulunmadığı, eleştiri sınırlarının aşıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına,
dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre tarafların yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nun 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK 302/5 ve 373. maddeleri uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, aşağıda dökümü yazılı 26,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına ve aşağıda dökümü yazılı 508,10 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 15/02/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.