KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/10154 E., 2021/5707 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2021
- Mahkemesi
- Van 4.Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
871 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili tarafından, davalı ... Şirketi aleyhine 27/07/2016 gününde verilen dilekçe ile konut sigortasından kaynaklı tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; açılan davanın reddine dair verilen 25/10/2018 günlü kararın istinaf incelemesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair verilen 06/07/2020 günlü Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Davacı vekili; ... ili, ... İlçesinde 14/12/2015 tarihinde meydana gelen toplumsal olaylar nedeniyle yaklaşık 4 ay sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, davacı ile davalı arasında 30/12/2015 tarihinde konut sigorta poliçesi tanzim edildiğini, yaşanan olaylarda evin eşyalarla birlikte hasar gördüğünü, sokağa çıkma yasağının kalkması ile birlikte davalı ... şirketine ihbarda bulunulduğunu, ancak zararının tazmin edilmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, kamu otoritesi tarafından sigortalı şeyler üzerinde yapılacak tasarruflar sebebiyle ortaya çıkan zararların teminat dışında kalan hallerden olduğu, poliçenin rizikonun ortaya çıkmasından sonra düzenlendiği ve davalı ... şirketinin çektiği ihtarname ile baştan itibaren poliçenin geçersizliğini ileri sürmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
...’ta yaşanan terör olayları nedeni ile 14.12.2015 tarihinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Taraflar arasında 30.12.2015-2016 dönemi arasında akdedilen konut sigorta sözleşmesi ile sigortalıya terör teminatı verilmiş, meydana gelen terör eylemleri sonucunda davacının evi zarar görmüştür.
Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nın 1401.maddesinde tanımlanmıştır.
Hükme göre sigorta sözleşmesi, "sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." Bu hükme göre sigortacı belli bir prim karşılığında sigorta ettirenin malını yahut bedensel zararlarını doğabilecek rizikolara sigorta etmeyi kabul etmektedir.
Bu hüküm kapsamında değerlendirecek olursak sigorta sözleşmesinin riziko unsurunu ve menfaat unsurunu içinde barındırması gerekmektedir. Bu nedenledir ki sigorta sözleşmesi sigortacının ve sigorta ettirenin karşılıklı güven ilişkisine dayanmaktadır. Somut olayda o güven ilişkisi kurularak davalı ... şirketi ile davacı arasında davacının konutunun davacının menfaati ölçüsünde ödenecek primlerle garantisi sağlanmış ve sözleşme Konut Sigorta Poliçesi kapsamında imzalanmıştır.
İmzalanan bu sözleşme kapsamında TTK'nın 1409. Maddesi hükmüne göre sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olacaktır.
14/12/2015 tarihinde ...'da sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, terör örgütü üyeleri tarafından yapılan eylemlere karşılık güvenlik güçlerince operasyonlar gerçekleştirildiği, operasyonlar sırasında sivil vatandaşların zarar görmemesi için sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, bu sırada güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasındaki çatışma sırasında zarar meydana geldiği anlaşılmaktadır. Oluşan zarar, poliçenin atıfta bulunduğu Yangın Sigortası Genel Şartları A.4 maddesinde düzenlenen savaş, her türlü savaş olayları, istila, yabancı düşman hareketleri, çarpışma, iç savaş, ihtilal, isyan, ayaklanma ve bunların gerektirdiği intibati ve askeri hareketler nedeniyle meydana gelen zararlar olarak kabul edilemez. Bu nedenle zararın terör klozu teminatı dahilinde olduğu anlaşılmaktadır.
Sigortacı tarafından gerçek durumun bilinmesi başlıklı, Madde 1438 “ (1) Bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir" düzenlemesini haizdir.
Olay tarihlerinde güvenlik güçlerinin terör örgütü üyelerine yönelik operasyonlar yaptığı ulusal televizyon ve basında yer almıştır. Anılan bölgede uzun yıllardır terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin operasyonlarının devam ettiği ve bunun tüm kamuoyu tarafından bilindiği dikkate alındığında davalının TTK'nın 18/2. maddesine göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi ve riziko analizi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekeceğinden, dava konusu olayda TTK'nın 1435. maddesi anlamında sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik delil bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, sözleşmenin yapıldığı sırada davacının evi hasar görmediğinden, riskin muhtemel olmaktan çıkıp kesin hal aldığı" iddiası da kabul edilemez. Sözleşmenin yapılması sırasında, riskin gerçekleşeceği, diğer bir ifâde ile evin hasar göreceği de mutlak değildir, Nasıl ki deprem bölgesi olan yerler için de deprem teminatı verilebiliyorsa, terör bölgesi olan yerde de teröre karşı teminat verilebilir. Zaten, sigorta gerçekleşebilme ihtimali
olan olaylar için yapılır. Riskin gerçekleşme ihirnalinin yüksek olması ise riskin mutlak surette gerçekleşeceği anlamına gelmez. Ayrıca, risk ölçümünde ve değerlendirilmesinde uzman olan sigortacı, bölgeyi bilmesine rağmen, teröre karşı teminat vermiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda davacının sözleşme yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği ileri sürülemeyeceği gözetilerek meydana gelen hasar poliçe kapsamında kalmakta olup davalının sigorta poliçesi gereği sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu olayda davacının sözleşme yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği ileri sürülemeyeceği, meydana gelen hasar poliçe kapsamında kaldığından davalının sigorta poliçesi gereği sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/10154, K. 2021/5707, 29 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama