KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/13204 E., 2023/725 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2023
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/251 E.,2021/376 K.
- Hüküm/karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddi/ Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Niksar Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/7 E., 2020/248 K.
Karar Metni
961 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.01.2015 tarihinde davalının sigortalısı olduğu müvekkili şirkete trafik (...) sigortalı aracın, ehliyetsiz destek Okan Demir idaresinde iken meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucu hak sahiplerine 120.432,49 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini belirterek, bu miktarın ödeme tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...yansıma yolu ile zarar gören 3. Kişi sıfatlarına dayanarak dava dışı müteveffa anne ve babasının, destekten yoksun kalma talepleri uyarınca davacı sigortadan tazmin ve tahsil etmiş oldukları tazminat sebebiyle müteveffa araç sürücüsünün kusurunun davalıya yansıtılması ve buna dayanılarak da müteveffanın anne ve babasına ödenmiş olan destekten yoksun kalma tazminatının aynı şekilde davalıdan rücu edilmesi mümkün olamayacağından (aynı doğrultuda Y.17.HD.
2014/15330 E: 2017/96 K. 16/01/2017 T), ayrıca kaza tarihinde kazaya konu aracın davalı tarafından verilmediği, ehliyetsiz araç kullanımının kazanın oluşumunda başlı başına bir sebep teşkil etmediği ve bu hususta tarafa kusur da izafe edilemeyeceği anlaşılmakla davalının araç işleten sorumluluğundan da bahsedilemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza tarihinde kazaya konu aracın davalı tarafından verilmediği, ehliyetsiz araç kullanımının kazanın oluşumunda başlı başına bir sebep teşkil etmediği ve bu hususta davalı tarafa kusur izafe edilemeyeceği belirtilmekte ise de gerekçenin isabetsiz olduğunu, kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu ancak vekalet ücretinin nispi olarak değerlendirilmesi ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Davalı vekilinin vekalet ücreti yönünden istinaf talebinin incelenmesinde, mahkemece, AAÜT hükümlerine uygun olarak ve Yargıtay uygulamalarına uygun olarak vekalet ücreti takdir edilmiş olduğu;
yansıma yolu ile zarar gören 3. Kişi sıfatlarına dayanarak dava dışı müteveffa anne ve babasının ,destekten yoksun kalma talepleri uyarınca davacı sigortadan tazmin ve tahsil etmiş oldukları tazminat sebebiyle müteveffa araç sürücüsünün kusurunun davalıya yansıtılması ve buna dayanılarak da müteveffanın anne ve babasına ödenmiş olan destekten yoksun kalma tazminatının aynı şekilde davalıdan rücu edilmesi mümkün olamayacağından (aynı doğrultuda Y.17.HD.
2014/15330 E: 2017/96 K. 16/01/2017 T), ayrıca kaza tarihinde kazaya konu aracın davalı tarafından verilmediği,ehliyetsiz araç kullanımının kazanın oluşumunda başlı başına bir sebep teşkil etmediği ve bu hususta tarafa kusur da izafe edilemeyeceği anlaşılmakla davalının araç işleten sorumluluğundan da bahsedilemeyeceğinden, davacının rücuen tazminata yönelik davasının reddine karar verildiği görülmüş olup, mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ilk derece mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile istinaf kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu araçta sürücü olarak bulunan desteğin dava dışı mirasçılarına ödenen destekten yoksun kalma tazminatının, sigortalı aracın sürücüsünün ehliyetsiz olmasından dolayı sigortalısı olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91, 95,107 nci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Mahkemece, sigortalı davalının desteğe aracı kendi isteği ile vermediği, herhangi bir kastı olmadığı ve olayların iradesi dışında geliştiğinin Erbaa Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/201 D.iş kararı ile kesinleştiği, dolayısıyla davaya konu kazanın doğrudan doğruya ehliyetsiz araç kullanmaya ilişkin kusur izafesini gerektirecek bir hal olarak düşünülemeyeceği, davacının KTK 95 inci maddesine dayanarak açmış olduğu rücu davasında, aracın araç maliki tarafından verilmediği ve bu nedenle araç malikinin kusurundan söz edilemeyeceğinin açıkça anlaşıldığı gerekçesi ile dava reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aynı gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Destek sürücünün, davalı sigortalının izni dışında motosikleti kullandığı iddia edilmişse de "izin verilmemesi" olgusunun davalı sigortalıya rücu edilmesini ortadan kaldırılmayacağı, KTK 107 nci maddesine göre çalınma ve gasbedilme hallerinde sigortalının kusurlu olmadığını ispatlaması halinde sorumluluktan kurtulacağı, somut olayımızda ise izin vermeme durumunun sözkonusu olup çalınma veya gasbedilme durumunun olmadığı, buna göre davacı ... şirketinin, ehliyetsiz araç kullanılmasından dolayı ödenen tazminatı davalı sigortalıdan rücen talep edebileceği kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1- Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/13204, K. 2023/725, 19 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama