KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/14067 E., 2022/11314 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2022
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
765 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili Av. ... tarafından, davalı Ziraat Hayat Ve Emeklilik A.Ş. aleyhine 02.10.2018 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 12.03.2020 günlü karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 26.11.2020 günlü İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararının Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARŞI OY
Somut olayda, dava dışı bankanın poliçede dain mürtehin sıfatı ile yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, kredi borcu ödenmemiş ise sigorta bedelini talep hakkı öncelikle bankaya ait olup, ancak artan kısım varsa davacının bunu istemesi mümkündür. Kredi borcunun poliçe teminatından daha düşük miktarda olduğu durumda kredi borcunun artan kısım için bankanın onayına da ihtiyaç bulunmamaktadır. Hangi borç sebebi ile bankaya rehin hakkı verilmiş ise bu borcun ödenip ödenmediği muvafakatın tespitinde önemli yer tutmaktadır.
Kullandırılan kredinin teminatı olarak kredi kullandıran kuruluşun poliçe teminat bedeli üzerinde rehinli alacaklı hakkına sahip olması, sigorta poliçesinde kredi kullandıran kuruluş lehine dain mürtehin kaydının yer alması taraflar arasında kararlaştırılabilir. Bu durumda rizikonun gerçekleşmesi halinde poliçeden doğan alacak hakkı rehin alacaklısına aittir. Bu nedenle sigortalının talep ettiği tazminat dain ve mürtehinin muvafakati olmadan ödenemez.
Bu nedenle sigortalı tarafından açılacak davalarda dain mürtehin hakkına haiz bankadan davaya açık muvafakati sorulmalı, davaya devam edilebilmesi için de bankanın muvafakatının açık ve şartsız olması gerekmektedir. Ancak rehin hakkı sahibi bankanın davaya muvafakat edip etmeme hakkı bulunsa da her hak gibi bu hakkın da Türk Medeni Kanunun (TMK) 2. maddesi uyarınca iyiniyet kuralları çerçevesinde kullanılması gereklidir.
Dava ilk derece mahkemesince dain mürtehin bankanın muvafakatı olmaması nedeniyle usulden reddedilmiş, davacı tarafça istinaf dilekçesi ekinde kredi borcunun kapatıldığına dair dekont sunulmuş olup bölge adliye mahkemesince davacılar vekili her ne kadar istinaf dilekçesine ekli olarak banka dekont örneğini ibraz ederek dava dışı bankaya olan kredi borcunun ödendiğini iddia etmiş ise de, dekont örneğinden, işlem tarihinin 10.06.2020 olduğu, yani mahkemenin 12.03.2020 tarihli karar tarihinden sonraki tarihi ihtiva ettiğinin görüldüğü,
davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut delillere göre sonuçlandırılması gerekeceğinden ve ayrıca her ne kadar iş bu davanın özelliği gereğince hüküm tesisine kadar dava dışı bankaya olan kredi borcunun kapatılması halinde mahkeme tarafından bankanın muvafakatına gerek duyulmasa dahi somut davada ödeme dava tarihinden sonraki bir tarihi taşıdığından işbu uyuşmazlıkta mahkemenin hüküm tarihi itibariyle aksine bir karar vermesi beklenemeyeceğinden davacılar vekilinin buna ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf istemi esastan reddedilmiş ise de,
davaya konu sigorta poliçesine dayanak olan kredi borcu ve hatta murisin vadesi gelmiş borcu bulunmadığına göre dain mürtehin bankanın davaya muvafakatine de ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu durumda bölge adliye mahkemesince davacı tarafın bu yöndeki istinaf isteminin kabulüne karar verilmesi için hükmün bozulması kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/14067, K. 2022/11314, 3 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama