KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/14913 E., 2022/13305 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
722 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 61. maddesinde müteselsil sorumluluğa ilişkin olarak dış ilişkide; ‘‘Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.’’ düzenlemesi, 62. maddesinde ise iç ilişkide; ‘‘Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.
Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.’’ düzenlemesi yer almaktadır.
Yine hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nin 43. (6098 sayılı TBK’nin 51. md.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır.
Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir.
Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir.
Somut olayda davacı küçük davalıya zorunlu trafik sigortalı araçta yolcu olup aracın yayaya çarpmasıyla 08.11.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeniyle yolcunun kusuru olmadığı belirtilerek dava sigorta şirketine karşı açılmıştır.
Dava dilekçesinde sürekli iş göremezlik yanında tedavi gideri de talep edildiği halde, mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi doğrultusunda talebin ne kadarlık kısmının tedavi giderine yönelik olduğunun açıklattırılmaması ve poliçede tedavi gideri klozunda yer alan tedavi giderleri bakımından olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru değildir.
Bozma ilamı sonrası aldırılan kusur bilirkişi raporunda davalıya zorunlu trafik sigortalı araç %15 oranında, yaya %10 oranında, davacı küçük yolcunun anne ve babası %75 oranında kusurlu bulunmuş ve mahkemece davalı aracın %15 kusuru oranında tazminata hükmedilmiş ise de, yukarıdaki açıklamalar ışığında davacı küçük yolcu kusursuz olduğundan davalı tarafın tam kusura göre hesaplanan tazminattan sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır.
Ayrıca davalı tarafça cevap dilekçesinde davacının hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürülmemiştir.
Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek resen tazminattan %20 oranında indirim yapılmış ise de, hatır taşıması indirimi yapılabilmesi için davalı tarafın bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir.
Bu bakımdan mahkemece hatır taşımasından dolayı 6098 sayılı TBK’nin 51. maddesi gereğince indirim yapılmaması gerektiğinden ve hükmün açıklanan sebeplerle bozulması kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/14913, K. 2022/13305, 27 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama