KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/17168 E., 2023/9887 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/384 Esas, 2021/305 Karar
- Hüküm/karar
- Red - Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/335 Esas, 2019/414 Karar
Karar Metni
940 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 26.09.2017 tarihinde trafik sigortası olmayan aracın davacıların desteği ...'ye çarpması neticesi vefat ettiğini, kuruma gerekli belgeler ile müracaat edildiğini, kısmi ödeme yapıldığını ancak taleplerinin tamamen karşılanmadığını, belirterek açılan belirsiz alacak davasında şimdilik her bir davacı için ayrı ayrı 4.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatını dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılara 01.12.2017 tarihinde 43.679,00 TL ödeme yapıldığını, sorumluluklarının kalmadığını, davalıya yazılı başvuruda bulunulması gerektiğini, davacılara yapılan ödemenin ibraname karşılığında yapıldığını, hesaplama yapılacak ise ibranamedeki ödenen rakam ile tespit edilecek tazminat miktarı arasında ortalama bir misli fark olması gerektiğini, araç sürücüsünün mirasçılarına davanın ihbarını ve kazaya neden olan aracın kaza tarihini kapsar şekilde trafik sigortası olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini,
kaza nedeni ile kusur oranlarının tespiti maksadı ile dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevki ile tazminat hesaplamasının uzman bilirkişiler tarafından hesaplanması ve ödenen miktarın tazminattan mahsubu gerektiğini, poliçe teminat miktarı ve kusur oranı ile sınırlı olarak sorumlulukları olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacıların 26.09.2017 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile desteklerinin vefat ettiği ve destekten yoksun kalma tazminatı talep ettikleri, davalının toplamda 43.679,00 TL ödeme yaptığı, Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunda sürücünün %15 oranında, müteveffanın ise %85 oranında kusuru bulunduğu tespitinin yapıldığı, destek tazminatının hesaplanması maksadı ile dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, ödeme tarihi olan 2017 verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde davacılara yapılan ödemelerin gerçek zararı karşıladığı, bakiye alacaklarının bulunmadığı,
vefat edenin gelirinin tespiti amacıyla SGK ve vergi dairesine yazılan müzekkereler neticesinde asgari ücret üzerinde kazanç elde edildiğine dair vergilendirilmiş ve somut bir veri olmadığından asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı ve neticede davacıların bakiye alacağı olmadığının tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna süresi içerisinde itirazda bulunduklarını, ancak mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, söz konusu raporda eksik inceleme ve değerlendirme sonucunda hatalı bir şekilde kusur tespiti yapıldığını, müteveffa sürücünün söz konusu kazanın oluşumunda kusursuz olup, araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunu, mahkemece yine hükme esas alınan hesap raporunun da hatalı şekilde düzenlendiğini, davacıların desteğinin ticaret ile uğraştığını, limited şirket sahibi olduğunu, desteğin ekonomik durumunun oldukça iyi olduğunu,
şirket sahibi olan, araçlar ve tarlası bulunan bir kişinin gelirinin asgari ücret olarak kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacılar desteğinin gelirinin asgari ücretten oldukça fazla olduğunu, ayrıca davacı eşin yeniden evlenme ihtimalinin %52 oranında kabul edilmiş olmasının da hatalı olduğunu, mahkemece eksik ve yetersiz inceleme sonucu alınmış bilirkişi raporları doğrultusunda hatalı değerlendirme sonucu karar verildiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin kusur oranlarını kabul etmediğini beyan ettiği, kaza tespit tutanağı ve alınan kusur raporu doğrultusunda, vefat edenin kazada asli kusurlu olduğunun belirlendiği, vefat edenin vergilendirilmiş gelirinin ispatlanamaması nedeni ile asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının yerinde olduğu, davacı eşin evlenme ihtimalinin AYİM tablosuna uygun olarak belirlendiği gerekçesi ile davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik sigortasız aracın karıştığı 26.09.2017 tarihli trafik kazası neticesi meydana gelen ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunda müteveffanın kazada %85 oranında kusurlu bulunmuş olması, vefat edenin asgari ücret üzerinde kazancı olduğuna dair dosyada delil olmamasına, davalının davacılara yaptığı ödemenin, ödeme tarihindeki verilerin dikkate alınması halinde yeterli olduğunun anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/17168, K. 2023/9887, 27 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama