KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/17554 E., 2021/9381 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2021
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
959 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARŞI OY
Haksız fiil, hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla bir başkasının mal yada şahıs varlığına zarar verilmesidir. Haksız fiilden bahsedebilmek için 5 unsurun bulunması gerekmektedir. Bunlar; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız fiilin ilk kurucu unsuru fiildir. Fiil olumlu yada olumsuz bir davranış şeklinde ortaya çıkabilir. Haksız fiilden söz edebilmek için bir zararın doğmuş olması gerekmektedir.
Zarar genel olarak, bir kişinin mal varlığında yada şahıs varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmedir. Zarar, maddi yada manevi zarar olmak üzere iki farklı şekilde ortaya çıkabilir. Haksız fiilin unsurlarından bir tanesi de hukuka aykırılıktır.
TBK'nın 49. Maddesine göre "kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür " denilerek haksız fiilden dolayı sorumluluğun meydana gelebilmesi için fiilin hukuka aykırı olması gerektiği belirtilmiştir.
Haksız fiilin zorunlu unsurlarından bir diğeri de illiyet bağıdır. Ortaya çıkan zararın haksız fiili meydana getiren davranış sonucunda ortaya çıkması gerekmektedir. Bir diğer ifade ile, davranış ile zarar arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaya aykırı bir fiil ile başkasına kasten zarar veren de bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Gerek uygulamada ve gerekse doktrinde kabul edilen anlayışa göre söz konusu fiilin genel hayat tecrübelerine ve olayların normal akışına göre, davranışın somut olayda gerçekleşen türde bir zararı, mahiyeti ve ana temayülü itibarıyla gerçekleştirmeye müsait olması en azından zararın doğumuna ve artmasına katkısının bulunması gereklidir. Bazı durumlarda davranış ile zarar arasında uygun illiyet bağının kesilmesi mümkündür.
Bu durumlarda davranışı gerçekleştiren kişiyi haksız fiilden sorumlu tutmak mümkün değildir. Bu durumlar. 1-mücbir sebep 2-zarar görenin kusuru 3-üçüncü kişinin kusurudur. Bu üç sebep aynı zamanda sorumluluktan kurtulma nedenidir.
Ayrıca kusur ihmal ya da kasıtlı bir davranış şeklinde ortaya çıkabilir. Kasıt bilip ve öngörerek sonucu istemektir. Bu haliyle kasıt kusurlu davranışın en ağır halidir. Kasta varan bir davranış ile eylem gerçekleşmiş ise artık aynı olayda başkaca kusurlu davranış aramaya gerek yoktur. Zira birden fazla sorumlular hakkında müteselsil sorumluluğa ilişkin iç ilişkide rücu haklarının kullanılabilmesi için kusurun ağırlığı önem arz etmektedir. Kasıtlı davranışla eylemi gerçekleştiren tam kusurlu olduğuna göre aynı sebepten ve aynı olaydan dolayı başkaca kişilere rücu hakkı da olamaz.
Somut olayda Mustafa Türk'e ait maaşı ölümünden sonra alan gelini ...'nün .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2014/697 Karar ve 31/12/2014 tarihli kararı ile bu eylemi nedeniyle mahkum olduğu, eylemini kasıtlı olarak gerçekleştiği hakkındaki mahkumiyet kararının Yargıtay .... Ceza Dairesinin 2017/26138 E- 2018/2378 K ve 05/03/2018 günlü ilamıyla kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Eylemi ceza mahkemesi kararı ile sabit olan davalı ...'nün kayınpederinin maaşını ölümünden sonra bankamatikten çekmek şeklinde gerçekleşen eylemde davacı banka eylemin mağduru olup, bankaya kusur atfedilmesi mümkün değildir. Eylemin faili ..., banka ile SGK arasında düzenlenen sözleşmesel ilişkinin tarafı olmadığından banka ve SGK arasındaki sözleşmesel ilişkide üçüncü kişi konumunda bulunmaktadır.
Davalı ...'nün banka kartının kötüye kullanılması niteliğindeki eylemi bankanın SGK'ya karşı olan sözleşmesel sorumluluğunda illiyet bağını kesecek nitelikte ve yoğunlukta olup banka yönünden sorumluluktan kurtulma nedenidir.
Bu nedenle Dairemizin ilk bozma kararının araştırmaya yönelik olması hususu dikkate alındığında usûli kazanmış hak oluşturmayacağı da göz önünde bulundurularak hükmün bozulması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/17554, K. 2021/9381, 30 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama