KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/17874 E., 2023/7305 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/136 Esas, 2020/410 Karar
- Mahkemesi
- Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2012/428 Esas, 2012/380 Karar
- Hüküm/karar
- Asıl Davanın kısmen kabulü ile
Karar Metni
1.095 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
birleşen davanın feragat nedeniyle reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız eyleme dayalı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın feragat nedeniyle reddine, 29.04.2021 tarihli ek karar ile yargılama giderleri yönünden HMK’nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin yardım gönüllülerini taşıyan Mavi Marmara isimli gemi ile Gazze'ye insani yardım götürmek amacıyla uluslararası sularda seyrederken ... silahlı güçleri tarafından uygulanan saldırı nedeniyle yaralandığını, kötü muameleye ve psikolojik işkenceye maruz kaldığını belirterek 300.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile haksız saldırının kınanması ve bu kararın yayınlanması isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; ... silahlı güçleri tarafından uygulanan saldırı nedeniyle yaralandığını, iş gücü kaybına uğradığını, eşyalarına el konulduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının uğradığı zararın ispatlanması gerektiğini, Türkiye Cumhuriyeti ile ... Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması gereğince yasal hasım sıfatına sahip olduklarını bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu olmadıklarını, aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli 2012/426 Esas 2015/244 sayılı kararı ile asıl davanın, davaya konu olayın Türk kaza hudutlarında değil uluslararası sularda meydana geldiği, davalı devletin hakimiyet tasarrufundan, doğduğu, mahkemenin başka bir devleti yargılama yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle yargı hakkı yokluğu nedeniyle dava şartı noksanlığından reddine; birleşen davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26.12.2019 tarihli 2019/2815 Esas 2019/6286 sayılı kararı ile "...Türkiye Cumhuriyeti ile ... Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması'nın 4 üncü maddesinde.
"Türkiye ve İsrail, diğer tarafa veya diğer taraf adına hareket edenlere hukuki veya başka bir sorumluluk yüklemeyecekleri ve bu anlayışın taraflardan herhangi birinin veya taraflar adına hareket edenlerin cezai veya hukuki sorumluluğu kabul ettiği veya üstlendiği şeklinde yorumlanmayacağı hususlarında mutabıktır.
Her halükarda, bu anlaşma, İsrail'in, İsrail adına hareket edenlerin ve İsrail vatandaşlarının, Türkiye Cumhuriyeti veya Türk gerçek veya tüzel kişileri tarafından konvoy hadisesiyle ilgili olarak kendilerine yönelik doğrudan ya da dolaylı olarak Türkiye'de yapılmış veya yapılacak her türlü hukuki ya da cezai talebe ilişkin her türlü sorumluluktan tamamen muaf tutulmalarını sağlayacaktır" hükmü, 5 inci maddesinde.
"Herhangi bir Türk gerçek veya tüzel kişisi tarafından veya bu kişiler adına, İsrail Hükümeti veya gerçek veya tüzel kişilerine karşı herhangi bir para talebi öne sürülmesi veya taleplerin sürdürülmesi halinde, yukarıdaki hükümlere bakılmaksızın, İsrail Hükümeti, onun adına hareket edenler ve/veya İsrail vatandaşlarının tüm kayıpları, masrafları, hasarları ve/veya harcamaları Türk Hükümeti tarafından karşılanacaktır "hükmü düzenlenmiştir.
Anılan düzenleme karşısında mahkemece; davaya konu Mavi Marmara olayı (Konvoy Hadisesi) ile ilgili olarak ... aleyhine yapılmış eldeki tazminat talebi nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 124/2 nci maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti ...'ni davaya dahil etmek üzere davacı tarafa süre verilmesi ve dahil edildiği takdirde temyiz aşamasında yürürlüğe giren anılan anlaşmanın tüm maddelerini birlikte değerlendirerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.." gerektiği ifade edilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Mavi Marmara gemisinde yolcu olarak bulunduğu sırada İsrail askerlerinin haksız saldırısı sonucunda yaralandığı, İsrail askerlerinin uluslararası kara sularında, insani yardım malzemesi dışında hiç bir şey taşımayan gemiye yapmış olduğu müdahalenin hukuka aykırı, gereklilik ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu,
davacının gerek kendisinin gördüğü şiddet, gerekse olay anında yaşadığı korku, arkadaşlarına yapılan muamele karşısında manevi olarak zarara uğradığı gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'nden tahsiline, birleşen davanın feragat nedeniyle reddine, 29.04.2021 tarihli ek karar ile yargılama giderleri yönünden HMK’nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin İsrail'in uygulamış olduğu haksız muamele sonucunda yaralandığını, insanlık dışı muameleye maruz kaldığını, yaşanan olaylar karşısında hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, olayın 10 yıl kadar önce meydana geldiğini, paranın alım gücü dikkate alınarak kabul kararı verilmesi gerektiğini beyan ederek hükmün manevi tazminat yönünden bozulmasını talep etti.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacak miktarda olduğunu, eldeki davada "Türkiye Cumhuriyeti ile ... Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması" gereğince davalı Hazinenin yasal hasım konumunda olduğundan aleyhlerine yargılama vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, yargılama giderlerinden sorumlu olmadıklarını, ayrıca tavzih kararının hatalı olduğunu, tavzihle yargılama giderlerinde değişiklik yapılamayacağını belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; Gazze'ye insani yardım götürmek amacıyla yardım gönüllülerini taşıyan Mavi Marmara isimli gemide yolcu olarak bulunan davacının ... silahlı güçleri tarafından uygulanan saldırı nedeniyle yaralandığı, kötü muameleye ve psikolojik işkenceye maruz kaldığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 46, 47 ve 49 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, HMK'nın 305/A maddesinde; “Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.” hükmüne yer verildiği anlaşılmakla; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
492 sayılı Harçlar Kanunu’un 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/17874, K. 2023/7305, 31 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama