KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/18160 E., 2021/8906 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2021
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
662 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davacı ... yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı ... yönünden davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan 17. Hukuk Dairesinin 24/12/2019 tarih ve 2018/2455-2019/12431 sayılı bozma ilamında " 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu vs. nedenlerle bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların,
bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Güvence Hesabı oluşturulacağı belirtilmiştir.Anılan yasanın geçici 2. maddesine dayanılarak çıkarılan Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 9. maddesinde de Güvence Hesabına başvurulabilecek nedenler düzenlenmiştir.
Diğer yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür.
Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır.İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir.
KTK'nun 86/1. maddesi gereği ise, işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusursuzluğu oranında sorumluluğunun kalkacağı açıktır.
Eldeki dosyada, İlk Derece Mahkemesince ATK'san aldırılan kusur raporunda kazada ölen muris...'ın %100 kusurlu, kimliği belirlenemeyen aracın ise kusursuz olduğu bildirildiği halde davalı Güvence Hesabının tazminattan sorumluluğuna hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi Dairesince de davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
Oysa, davalı Güvence Hesabının zarardan sorumlu tutulabilmesinin ön şartı, kazaya karışan ve plakası tespit edilemeyen sigortalı araç sürücüsünün kazada kusurlu olmasıdır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; davacıların çocuklarının ölümüyle
sonuçlanan kazaya karışan kimliği meçhul araç sürücüsünün kazada kusurunun bulunmadığı, destek yaya...'ın %100 kusurlu olduğu; davalı Güvence Hesabının ancak araç sürücüsünün kusuru bulunması halinde ve sürücünün kusur oranıyla sınırlı olarak 3. kişilerin zararlarından sorumlu tutulabileceği şeklindeki maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının,
yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir." belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş, dava dosyası karar vermek üzere İlk derece mahkemesine gönderilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı ... yönünden ilk karar bozma ilamı ile kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin inceleme yapılmasının mümkün olmamasına göre davacı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesinde; "maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesine yer verilmiş olup, davacı ... yönünden davanın tamamen reddine karar verilen incelemeye konu gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 2 nolu maddesinin 3. bendinde davalı taraf yararına 3.400,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, kararda yazılı olduğu şekilde; 7.458,86 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmayıp bozma sebebi ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK'nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/18160, K. 2021/8906, 22 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama