KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/18772 E., 2022/13922 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2022
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
1.167 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki zorunlu mali mesuliyet sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücuen tazminat davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.10.2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Davacı vekili; 20.09.2009 tarihinde müvekkiline zorunlu trafik sigortası ile sigortalı ve davalı sigortalıya ait aracın ehliyetsiz ve tam kusurlu şekilde kullanılarak dava dışı araca çarpması sonucu dava dışı şahsa ödenen 140.276,00 TL maluliyet tazminatının davalıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını talep etmiştir. Davalı vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmasını talep ettiklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesince dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.04.2016 tarih ve 2015/18902 Esas, 2016/4559 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, dosyanın görevsizlik nedeniyle gönderildiği yerel mahkemece; meydana gelen trafik kazasında davalı sigortalıya ait araç sürücüsünün ehliyetsiz olarak araç kullandığı ve tam kusurlu olduğu, davalı sigortalıya ait araçta yolcu konumunda olup yaralanan dava dışı mağdurun açtığı davada 125.000,00 TL üzerinden sulh olunduğu, ancak limitin 150.000,00 TL olduğu,
rücuya dayanak dosyada davalıya ihbar yapılmaması nedeniyle davalı sigortalının gerçek zarar ve temerrüt tarihinden itibaren icra takip tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu, dava dışı yaralananın sürücünün 18 yaşını doldurmadığını ve ehliyetinin olmadığını bilebilecek durumda olması nedeniyle sulh olunan miktar üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi ve sürücü ile yolcunun arkadaş olması ve taşımanın yolcu yararına yapılması nedeniyle hatır taşıması indirimi yapıldığı, yapılan indirimler yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği belirtilerek;
davanın kısmen kabulü ile takibin 80.000,00 TL asıl alacak 4.220,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 84.220,00 TL üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren %9 yasal faiz işletilmesine, davacının icra inkar tazminatı talebinin ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, zorunlu trafik sigortacısı tarafından zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın, ehliyetsizlik nedeniyle sigortalısından rücuen tahsili istemiyle yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 07.04.2015 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş; HMK’nın 331/2. maddesine uygun olarak “harç, masraf ve vekalet ücretinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine” karar verilmiştir. Yargılamaya görevli mahkemede devam edilmiş ve davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuş, hüküm fıkrasının 12. paragrafında evvelce verilen görevsizlik kararı nedeniyle davalı lehine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Yargılama giderleri kural olarak davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HMK m. 326). Yargılama harç ve giderlerinden sorumluluk ancak davanın bitiminde sözkonusu olur. Dolayısıyla kural olarak ancak esasa ilişkin nihai kararlarla birlikte yargılama harç ve giderlerine hükmolunur. Ancak istisnai olarak usule ilişkin nihai kararlarda da dava sona eriyor ise, dosya başka bir mahkemeye gönderilmiyorsa, derdestlik nedeniyle davanın usulden reddi durumunda olduğu gibi yargılama giderlerine hükmedilmelidir. (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 606; Kuru, B./Arslan,R./Yılmaz, E; Medeni usul Hukuku Ders Kitabı, 24. Bası, Ankara 2013,s:702,703).
Karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331.maddenin 2. fıkrasında; “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder" biçiminde düzenleme yapılmıştır.
Söz konusu hüküm, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HMUK) yer almayan, 6100 sayılı HMK'nın getirdiği bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 1086 Sayılı HMUK'un yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 25.04.1945 tarih ve 1943/21 Esas, 1945/9 Karar sayılı kararı gereğince "yargılama masraflarıyla avukatlık ücretine dair olan istemlerin görevsizlik yahut yetkisizlik kararı veren mahkemece hüküm altına alınmasının gerekli olduğu" belirtildiğinden uygulamada görevsiz veya yetkisiz mahkemece harca, yargılama giderlerine ve vekille temsil edildiği taktirde davalı/davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasal zorunluluk olduğu kabul edilmekteydi.
6100 Sayılı HMK'nın yürürlük tarihinden sonra ise "Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri" başlığı altında düzenlenen HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrası ile yargılamanın tekliği esası benimsenmiş ve görevsiz/yetkisiz mahkemece yargılama giderlerine hükmedilmeyeceği kabul edilmiştir.
Şöyle ki, görevsizlik ya da yetkisizlik hâlinde verilecek karar "usulden ret" kararıdır (HMK m.115/2). Diğer bir anlatımla görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile mahkeme davadan elini çekmiş olsa da söz konusu kararlar davanın esasını çözmeyip, davacı bu kararların kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurarak davaya kaldığı yerden devam olunmasını sağlayabilmektedir (HMK m. 20).
Ne var ki HMK'nın 331/2. maddesi ile görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmesi hâlinde ilk kararı veren mahkemedeki yargılama için ayrıca bir yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü usule ilişkin nihai kararla davanın esası hakkında herhangi bir karar verilmediğinden davanın sonunda hangi tarafın haklı, hangi tarafın haksız olduğu tespit edilemez.
Ancak "yargılama giderlerinin, kural olarak aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilmesi" gerektiğine ilişkin HMK'nın 326. maddesi ve "yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği; yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümünün hüküm altında gösterileceği;
hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceğinin, mahkemece ilamın altına yazılması" gerektiğine ilişkin HMK'nın 332. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde henüz yargılamayı sona erdirmeyen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları üzerine yetkili mahkemede davaya devam edildiği hâllerde uyuşmazlığın esası hakkında verilecek nihai kararda haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin hüküm altına alınması yerinde olacaktır.
İlgili maddenin gerekçesinde de; 1086 sayılı HMUK'da bu konuda açık bir düzenleme bulunmaması sebebiyle yerel mahkemeler ile Yargıtay'ın birbirinden farklı kararlar verdiği ve uygulamada yaşanan bu karışıklığın önlenmesi bakımından maddenin ikinci fıkrasında "görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararlarından sonra, dosyanın gönderildiği mahkemede dava görülmeye başlanmış ise yargılama giderlerine davayı gören ikinci mahkemece hükmedileceği" hususunun düzenlendiği ifade edilmiştir.
Öte yandan, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ederek davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edeceği de maddede belirtilen diğer bir husustur. HMK’nın 331. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme, davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde iki kez vekalet ücretine hükmedileceği anlamına gelmemektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.02.2019 tarihli ve 2017/2-3004 Esas, 2019/217 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir)
Şu halde, eldeki davada davaya tüketici mahkemesinde devam edilmekle, mahkemece alacağın kabul ve reddedilen miktarları için taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmişken, hüküm fıkrasının 12. paragrafında evvelce verilen görevsizlik kararı bakımından ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, mahkeme kararının 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/18772, K. 2022/13922, 7 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama