KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/19541 E., 2022/16517 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
723 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında ... ... tarafından verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 08/05/2021 tarih ve 2021/İHK-13595 sayılı itirazın kısmen kabulüne dair verilen kararının süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
KARAR
Davacı vekili; 04/10/2018 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın, davacının sürücüsü olduğu araçla karıştığı çift taraflı trafik kazasında, davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL kalıcı iş görmezlik tazminatı ile 600,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 50.600,00 TL tazminatın avans faizi ile birlikte sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19/11/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 267.773,82 TL kalıcı iş görmezlik ve 600,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 268.373,82 TL olarak yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
... Uyuşmazlık Hakem Heyetince iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre başvurunun kabulüne, 267.773,82 TL kalıcı iş görmezlik tazminatı ile 600,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 268.373,82 TL maddi tazminatın, 27/03/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ...'nden alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiş, davalı vekilinin itirazlarının İtiraz Hakem Heyetince kısmen kabulü ile ... kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine, diğer itirazların reddine dair verilen karar, davacı vekili ile davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; davacının sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi açısından düzenlenen İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 06/03/2020 tarihli raporunda, davacının travma sonrası stres bozukluğu tanısı nedeniyle Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %40 olarak hesaplanmış, Hakem Heyetince bu rapor hükme esas alınarak başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Davacının maluliyetinin belirlendiği raporda olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediği gibi ruh sağlığı uzmanı bulunması ve maluliyetinin sürekli olduğunun belirlenmesi zorunlu olup hükme esas alınan adli tıp raporunun üç adli tıp uzmanından oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlandığı ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına getirtildikten sonra davacının muayenesi de yapılarak aralarında psikiyatr doktorun da bulunduğu yeni bir heyetten rapor alınarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında ve yasal mevzuata uygun şekilde (Yönetmelik’in 6. maddesi de dikkate alınmak suretiyle) kazadan sonra oluştuğu belirtilen "Travma Sonrası Stres Bozukluğu" nedeniyle davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyet bağının olup olmadığı,
maluliyet oranına etki edip etmediği, belirtilen travma sonrası stres bozukluğunun süreklilik arz edip etmediği (ömür boyu sürüp sürmeyeceği) ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği konusunda Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde ruh sağlığı uzmanı da bulunan bir heyetten açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/19541, K. 2022/16517, 8 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama