KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/20477 E., 2022/1774 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.05.2017 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Hükmüne uyulan Dairemizin 18.05.2015 gün 2014/10125 E. 2015/6357 K. sayılı ilamında; “…yargılama sırasında, davalının dava (medeni hakları kullanma) ehliyetinin bulunmadığı savunulmuş ve hastane raporları sunulmuştur. Mahkemece, bu yönde bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Dava şartlarından olan dava ehliyetinin, mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulup araştırılması gerekir. (HMK m.51, m.114/d ve m.115). Şu durumda, davalının dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı rapor alınmak suretiyle belirlenmeli; gerekirse vasi tayin edilmeli ve taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerektiği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde, mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; söz konusu karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesi gereğince, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
Dosya kapsamından, mahkemece, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 1.000,00’er TL tazminata hükmedildiği, davacı yararına asıl ve birleşen dava bakımından ayrı ayrı 1.980,00’er TL vekalet ücretine hükmedildiği, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına ise vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır.
Şu durumda mahkemece; karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 13. maddesi uyarınca davacı yararına kabul edilen miktarı geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi ve ayrıca yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hiç hükmedilmemesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/20477, K. 2022/1774, 8 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama